Bugün 21 Mart.
Dünya Şiir Günü.
Zaman, bir yaranın üstünde açmış kızıl bir çiçek gibi duruyor bugün.
Güzel ama acılı.
Sessiz ama haykıran.
Çünkü tarih boyunca şairler yargılandı, şiirler yasaklandı.
Ve her yasak, aslında bir korkunun itirafıydı.
Kitabı bombadan tehlikeli, mısrayı bölücü sayanların
koltuklarına sinmiş o eski, o tanıdık korku.
Bir dizeyi susturabileceklerini sandılar.
Oysa şiir, sustukça çoğalan bir sesti.
Aklıma bir ay gecesi gibi düşüyor
Federico García Lorca.
"Ay kocaman at kara.
Torbamda zeytin kara.
Bilirim de yolları.
Varamam Kordoba'ya."
Toprak ağasının oğlu olmak kolaydı,
ama köylünün acısını taşımak.
İşte o, herkesin harcı değildi.
Lorca'nın yüreği halkın attığı yerdi.
Ve bu yüzden susturuldu.
1936'da, daha 36 yaşındayken,
bir sabah vakti kurşuna dizildi.
Ama şiiri hâlâ yürüyor.
Hâlâ Kordoba'ya varmaya çalışıyor.
Bertolt Brecht gördü düzeni.
Adını koydu: tahterevalli.
Yukarıdakilerle aşağıdakiler arasındaki o sahte dengeyi.
O tahta parçasını.
Sürgün ettiler onu.
Çünkü şiir gerçeği söylediğinde,
iktidarın dili tutulur.
Ve o söyledi.
"Ama bir kusurcuğu var;
bilir düşünmesini de."
İşte bütün mesele buydu.
İnsan düşünüyordu.
Ve şiir, o düşüncenin yankısıydı.
Bu toprakların en büyük seslerinden biri,
Nâzım Hikmet.
Hapishanelerde büyüttü dizelerini.
Zincirlerin arasından yürüttü umutları.
"Açlık ordusu yürüyor."
Ekmeği yazdı.
Eti yazdı.
Kitabı yazdı.
Hürriyeti yazdı.
Ve tam da bu yüzden cezalandırıldı.
Memleketinden koparıldı.
Ama memleket, ondan kopamadı.
"Sen şimdi yalnız saçımın akında."
Çünkü bazı ayrılıklar sadece bedendedir,
yürek hep aynı yerdedir.
Bir başka yalnız yürüyen.
Sabahattin Ali
Sözleri kadar dikti başı.
Ve bedelini ödedi.
"Burda çiçekler açmıyor."
Çünkü bazen bir ülkenin en büyük trajedisi,
çiçeklerin bile korkmasıdır.
Ahmed Arif.
Bir yürek işçisi.
Bir namus emekçisi.
"Dört yanım puşt zulası."
Onu susturamadılar.
Çünkü bazı sesler, zindanda daha gür çıkar.
Ve Şili'de.
Víctor Jara
Ellerini kırdılar.
Ama sesini kıramadılar.
Beş bin kişinin ortasında,
ölüme yürürken bile şiir okudu.
Çünkü şiir, sadece yazılan değil,
yaşanan bir direnişti.
Ve daha niceleri.
adı bilinen, bilinmeyen.
Hepsi aynı suçu işledi.
Hakikati söylediler.
Şairler neden öldürülür?
Çünkü şiir, gerçeğin en çıplak halidir.
Şiir neden korkutur?
Çünkü bir mısra, bazen bir rejimden daha güçlüdür.
Macar şair Sandor Petöfi
boşuna demedi.
"Alçaktır halkın bayrağını elinden düşüren."
Çünkü şair dediğin,
kelimelerle değil,
tarafıyla yazılır.
Bugün 21 Mart.
Zaman hâlâ kızıl bir çiçek gibi duruyor.
Bir yanı umut, bir yanı yara.
Şiir susturulamaz.
Çünkü şiir,
insanın içindeki özgürlüğün sesidir.
Ve o ses,
bir gün mutlaka
kendi gökyüzünü bulur.
Halkın şairlerine selam olsun.
Kalemi namuslu olanlara.
Ve kelimeleriyle direnenlere.