İNSAN UNUTTU TOPRAK HATIRLATTI
Bu topraklarda bir zamanlar adı anılmayan bir tanrıça yaşardı:
Elaia.
Ne Olimpos'ta yeri vardı ne de tapınakları ayakta kalmıştı.
O, ne savaşın ne aşkın tanrıçasıydı.
Elaia, bekleyenin, dayananın, kök salanın tanrıçasıydı.
İnsanlara ateşi veren Prometheus kadar ünlü olmadı.
Ama insanlara zeytini veren oydu.
Ve tanrılar, insanlara çok şey verenleri affetmezdi.
Tanrılar meclisi bir gece karar verdi.
Elaia'nın adı silinecek, heykelleri parçalanacak, tapınakları taş taş sökülecekti.
Ama tanrıçalar ölmezdi.
Sadece taşa dönüşürlerdi.
Elaia, son nefesinde kendini bir zeytin ağacının köküne bağladı.
Bedeni taş oldu.
Hafızası toprağa aktı.
Sesi rüzgâra karıştı.
İnsanlar zeytini yemeye devam etti.
Ama kimin verdiğini unuttu.
Yüzyıllar sonra, bir sabah o taşın yanına bir işaret çakıldı:
"Kamulaştırma Alanı".
Kazma ilk kez taşa değdiğinde,
deniz bir anlığına geri çekildi.
Rüzgâr yön değiştirdi.
Zeytin ağaçlarının yaprakları tersine döndü.
Ve taşı kıran işçi, anlam veremediği bir şey hissetti.
Bir utanç.
Gece olduğunda, taş çatladı.
İçinden kan değil, yağ aktı.
Zeytinyağı.
Taş, yüzyıllık sessizliğini bozdu ve fısıldadı.
"Beni unuttunuz.
Ama ben sizi hiç unutmadım."
O anda anlaşıldı.
Bu topraklarda mesele ağaç değildi.
Mesele hafızaydı.
Ertesi gün, taşın olduğu yer çöktü.
Altından bir yazıt çıktı.
Yazıt tek cümleydi.
"Beni bir kez daha yok ederseniz,
bu kez sizi ben kamulaştırırım."
Ve hikâye burada bitmez.
Çünkü bazı tanrıçalar, insanlar unuttu sanırken sadece sırasını bekler.