PARMAKLARININ UCUNDA BİR DÜNYA

PARMAKLARININ UCUNDA BİR DÜNYA

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin 2,5 yıllık çalışmalarının anlatıldığı toplantıda sahneye çıktığında salondaki hava bir anda değişti.

Rakamlar, yatırımlar, projeler bir süreliğine ertelendi.

Piyanonun başında 12 yaşındaki İpek Nisa Göker vardı.

Görme engelli genç piyanistin parmakları tuşların üzerinde dolaşmaya başladığında salonda artık belediyecilik değil, müzik konuşuyordu.

Ama İpek Nisa’yı sadece “görme engelli bir çocuk” diye anlatmak ona haksızlık olur.

Çünkü karşımızda sadece piyano icra eden yetenekli bir küçük değil; beste yapan, üreten ve nota nota kendi evrenini inşa eden genç bir sanatçı var.

İpek Nisa Göker doğuştan görme engelli.

Üçüz kardeşlerden biri.

Müzikle ilişkisi ise çok küçük yaşlarda başladı. Zaman içinde onun sesleri algılama yeteneğinin olağanüstü olduğu fark edildi.

İpek Nisa'nın mutlak kulak olarak tanımlanan, duyduğu bir sesi referans almadan notasına kadar ayırt edebilme yeteneğine sahip olduğu belirtiliyor.

Piyano onun için kısa sürede bir enstrümandan çok daha fazlasına dönüştü.

Kendi melodilerini üretmeye, ardından besteler yapmaya başladı.

Ve henüz çocuk yaşta eserlerini dinleyiciyle buluşturdu.

İpek Nisa'nın müzik yolculuğunda dikkat çeken noktalardan biri şu.

O sadece başkalarının eserlerini yorumlamıyor.

Kendi müziğini yazıyor.

“Savaşlar Dursa”, “Ormanda Yürüyen Kız”, “Karanfilim”, “Düğüm” ve “Gece” gibi çalışmalar yayımladı.

Mahmut Orhan'la “Atların Koşusu”, Cem Adrian'la ise “Hoşgeldin” çalışmasında buluştu.

2026'da yayımlanan “Yıldız Tozu” da genç müzisyenin üretim yolculuğunun yeni duraklarından biri oldu.

Bütün bunları yaparken henüz 12 yaşında.

Muğla'daki gecenin belki de en unutulmaz anı da buydu.

İpek Nisa, Muğla Büyükşehir Senfoni Orkestrası eşliğinde sahnedeydi.

Bir tarafta koca bir orkestra, diğer tarafta piyanonun başında küçücük bir çocuk...

Fakat ilk notadan sonra yaşın, görüntünün ve bütün sıfatların önemi kalmadı.

Ortada sadece müzik vardı.

Belki İpek Nisa'nın hikayesini özel yapan da tam olarak buydu.

Onu tanımlamak için önce “görme engelli” demek gerekmiyor.

Önce piyanist demek gerekiyor.

Önce besteci.

Önce sanatçı.

Çünkü İpek Nisa dünyayı bizim gördüğümüz biçimde görmüyor olabilir.

Ama belli ki dünyayı çok iyi duyuyor.

Ve duyduklarını notalara dönüştürüyor.

Muğla'da dün piyanodan yükselen her nota da salondakilere aynı şeyi söylüyordu.

Bazı insanlar dünyaya gözleriyle bakar.

Bazıları ise dünyayı müzikle görür.

İpek Nisa Göker ikinci grupta.

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, bundan böyle belediyenin tanıtım videolarında İpek Nisa Göker'in bestelerinin kullanacaklarını söyledi.

Tabi telif anlaşması yaparak.

Genç bir yeteneğin emeğine değer veren, onu sembolik bir alkışla sınırlamayıp sürdürülebilir bir sanat ilişkisine dönüştüren bu yaklaşım, gecenin en kıymetli icraatlarından biriydi.

Alkışlamayı fazlasıyla hak ediyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI