18. BRİCS Liderler Zirvesi Hindistan’da yapıldı. Erdoğan Zirveye katılmadı, böylece Türkiye katılmamış oldu. Oysa Erdoğan Kazan kentinde yapılan 2024 Zirvesi’ne göz önünde olan bir ülkenin başkanı olarak çok havalı katılmıştı. Bu davranış biçimiyle Avrupa Birliğine bizim yerimiz bundan böyle BRİCS olabilir mesajı vermeyi düşünmüştü. Ama Avrupa bunu umursamadı. Bunun olamayacağını biliyordular. Daha sonra da Türkiye kendisi Zirve’de Ortak Üyeliğe çağrılmasına karşın BRİCS’e Ortak Üyelik başvurusunda bulunmadı.
Putin uluslararası ulaşımın engellendiğini ve ulusal çıkarlarını savunan ülkelere yaptırım tehditleri yapıldığı ve yaptırımlar uygulandığını söyledi. Putin’in söylediği konuşmasında kaldı çünkü bunu dikkate alacak yaptırım gücü olan bir uluslararası kuruluş yok. Pezeşkiyan Orta Doğu’nun kendi olanaklarıyla güvenliği sağlamakta olduğunu, ABD’nin ekonomik ve askeri saldırılarının Orta Doğu’nun sorunlarını büyüttüğünü belirtti. Orta Doğu’da Suriye ve desteklediği örgütlerle İran İsrail’i sınırları içinde tutmaktaydı. ABD’nin Suriye’yi parçalamasının ve ardından İran’a saldırmasının nedeni bunlardı.
Hindistan Başkanı Modi BRİCS’in diplomatik ve kurumsal kapasitesinin geliştirilmesi ve kuralları biçimlendiren konuma geçmesi gerektiğini belirtti ve BRİCS’in Birleşmiş Milletler’e benzeyen bir yapıda olması üzerine var olan görüşleri herkese anımsattı. BRİCS’in Bildirisi’nde ülkelerin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması, tek taraflı gümrük tarifelerine karşı Dünya Ticaret Örgütü’nün kurallarının geçerli olması yer aldı. Ancak ABD bu düşüncede değil. Birleşmiş Milletler, bir Birleşmiş Milletler olmadığı sürece Dünya ABD kurallarıyla yönetilecek gibi görünüyor.
Ülkemizin bir sorunu olan Çözüm Süreci’ne değinecek olursak AKP’nin Anayasa ve kimi yasalarımızda değişiklikler yapma niyetinde olduğunu ve ABD ile anlaştığını anlıyoruz. CHP ve DEM Parti’yle Meclis’te gerekli oyları sağladığını görüyoruz. Düşüncelerini ancak Meclis’te gerçekleştirebilir. Bu halk AKP’nin ne yaptığını anlayacak ve seçimde onu yanıtlayacaktır. Halk AKP anayasasını onaylamaz. AKP süreci başarıyla sonlandırdığını söyleyebilir. Fakat AKP yürüttüğü bu yolla PKK’yı dağıtamaz. Avrupa’da PKK dernekleri, yayınları, kanalları ve gösterileriyle yaşamını sürdürecektir. Onların hiçbiri Türkiye’ye gelmeyecektir. Anlamsız biçimde Çerçeve Yasa’ya katmadığı PKK liderleri sürüsünün bir dış ülkede bir arada toplu olarak bulunacağı anlaşılıyor. Bunu böyle planlamış olan kimdir?
Silahçıları ve silahlarına geldiğimizde silahçılarının 5 bin ile 10 bin arasında bir sayıda olduğu sanılıyor. Bu sayının ve toplam silahlarının neler ve ne kadar olduğunun bize açıklanması gerekiyor. Ama yapılmıyor. Sonunda tamamının teslim oldukları ve silahlarının tamamının alındığı söylenecek. Belli olmayan bir sayıda silahçının Suriye PKK’sına katıldığı ve ayrı taburları olduğu söylendi ama üstüne giden yok. Irak Hükümeti Irak Sincar’da 4 bin silahlı PKK’lı olduğunu söyledi. Irak’a teslim olmalarını bekliyorlar. Onları güvenlik kuvvetleri, Haşdi Şabi ve orduda kullanabileceklerini düşünüyorlar. Mutlaka o silahçılar da orada bir arada toplu kalmayı sağlayacaklardır. Silahlara gelince diyelim ki sayıları 8 bin olsun, 8 bin kişilik silah, cephane ve araç gerecin toplanacağını hiç hayal etmeyelim diyorum.