“KİRLİ MENDİLLER” NASIL ÇÖPE ATILIR !?

Bugün size, artık millet olarak bıkıp-usandığımız, gına gelmeye başladığımız şu ayıplı ‘Siyasî Transferleri’ ve süreçlerini anlatmaya çalışacağım… Biz bu filmleri 1970’li ve 1990’lı yıllarda da bir miktar görmüştük; aklımızda kalan tek isim ise, “Fırıldak Kubi” denilen ‘Kubilay Uygun’ isimli Afyon milletvekili kalmıştı… Ama bu kadar yaygın, bu kadar alenî ve ayıplısını daha önce hiç görmemiştik!..

Efendim; bir kişi ‘Siyasetçi (Belediye Başkanı veya milletvekili)’ olabilmek için, önce kendisine uygun bir parti seçer… Sonra bu partiye ‘Üye’ olur, aidatlarını yatırır… Yerini bulduktan sonra, -eğer aklında bir yerlere aday olmak var ise- hemen parti yöneticilerini göklere çıkarmaya başlar… Orada biraz isim yaptıktan sonra, partisi ve partilileri için ‘gönlünü’ ve ‘kesenin ağzını’ açar, böylece farkını, kendi partililere ‘fark ettirmeye’ çabalar… Sonrası da şöyle gelir:

---Partililere gönlünü açınca; onların bütün nişanlarına, düğünlerine, hastalarına, cenazelerine koşarak gider!.. Köşeye sıkışan partililerine maddi ve manevi katkılarda bulunur, partinin bütün etkinliklerine de eksiksiz katılır…

---İsmini ve cismini biraz duyurup, hissettirmeye başlayınca; daha üst düzey parti yöneticileriyle samimiyetler kurar… Seçimler yaklaştıkça, gönlünü ve kesenin ağzını bunlara da açar, partide ‘makbul insan’ haline gelmeye başlar…

---Mevzu Yerel Seçimler ise; ilk delegelikle, parti yönetimi ve meclis üyelikleri ile işe başlar… Burada istediği başarıyı tutturunca, gözü daha yükseklere çevrilir; Belediye Başkanlığı ve daha sonra Milletvekilliği için çabalamaya girişir: Bu aşamada sosyal medya, ücretli troller ve yerel basın ile temaslarını arttırır, tabii ki gönlünün ve kesenin ağzını daha da açar!..  

---Eğer bir İlçede yaşıyorsa, şehir merkezi ve diğer İlçelerle temaslarını, gidiş-gelişlerini, oralardaki etkinliklerde boy göstermeye, kendini ‘İl Çapında’ tanıtmaya çalışır… Bu arada partinin bazı Ankara Merkez görevlileri ile haşır-neşir olmaya gayret eder!.. Seçim zamanı gelince, partiye ve partililere olan maddi katkılarını arttırır, ‘Adaylık’ serüvenine başlar…

---Bu arada şansı da yaver giderse eğer, sonunda Belediye Başkanı veya Milletvekili Adayı olur, varını-yoğunu bu uğurda harcamaya başlar… Seçimi kazanınca da, adeta -sudan çıkmış balığa- döner; “Cep delik, cepken delik/ Yen delik, mintan delik” halde göreve başlarlar… (Tabii, bu benim anlattığım arkadaşlar; partinin gerçekten ihtiyacı olup da, partinin kendisinin arayıp bulduğu bilgili-birikimli ve yetenekli arkadaşlar değil, tamamen şahsî istekleriyle buraya kadar gelenlerdir!..)

---Göreve başlayınca, harcadıkları maddi kayıplarını bir şekilde yerine koymak için, bazı gelenek ve yasa dışı işlere bulaşırlar!.. Bir süre sonra, bizzat kendi yakınlarından birileri, bunları rakip partilere jurnallerler!.. Eğer rakip parti iktidarda ise, el altından bunları kıskaca alıp; “Ya bizim rozeti tak, ya da hapislerde yat” demeye başlarlar…

---İşte bu sırada bu tür siyasilerin, artık bir ‘Kirli Mendil’ haline geldikleri zamandır!.. Dara düşen siyasetçi düşünür; “Yahu dediklerini yapmazsam ailemden ayrı düşeceğim, bütün itibarım sıfıra inecek, gidip 5 – 6 metrekarelik zindanda yıllarca mahkûm olacağım; en iyisi tak rozeti, bari şimdilik paçayı kurtar?” diye düşünüp, önce cep telefonlarını, sosyal medya hesaplarını kapatırlar, kimse bunlara ulaşamaz!..

---Ardından, başka partiye tüyeceği dedikoduları başlar; eksiksiz olarak bunların hepsi de; “Kim demiş gidecek diye!? Biz ailecek bu partide doğup-büyüdük, alnım ak, yüzüm pak, ne diye gideyim ki!?” diye itiraz ederler… Sonra birkaç gün sonra bir bakarsınız, iktidar partisinin rozetini takıyor, Genel Başkanın da elini-ayağını-eteğini öperken görürsünüz!..

---İşte bu ‘Kirli Mendiller’ görev süreleri dolana kadar vaziyeti idare ederler, yeniden seçim zamanı geldiğinde de, kendilerine aynen; “Artık kamuoyu araştırmalarında esaminiz okunmuyor, sizi aday yapamayız!” deyip, ilk buldukları çöp sepetine bunları atarlar!..  Hikâyemiz bundan ibaret olup, yeni filmlerde görüşmek üzere, hoşça kalınız efendim!...             
YAZARIN DİĞER YAZILARI