“AKP Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu’nun; 15 Temmuz ve Bağımsızlık Açıklaması (Temmuz 2026) şu şekildeydi: 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma programında yaptığı konuşmada; ‘Türkiye Cumhuriyeti asıl bağımsızlığını Kurtuluş Savaşı ile değil, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kazanmıştır!’ demişti... Bu sözleri, tarihi gerçekleri ve milli mücadeleyi yok saydığı gerekçesiyle kamuoyunda büyük tepki toplamıştır…”
Basında 15 Temmuz 2026 günü çıkan haber aynen böyleydi… Aklı başında olan ve ülkenin en çok güvenilen, saygı duyulan ve okunan (Cumhuriyet, Sözcü, Korkusuz, Nefes…) köşe yazarlarının hemen hepsi şöyle diyorlardı: “15 Temmuz’da yanıtı verilmeyen 7 soru, hâlâ açıklanmayı bekliyor!.. Muhalefet Partilerinin Meclis’e verdiği ‘15 Temmuz’u Araştırma Önergesi’ neden AKP ve MHP oylarıyla reddedildi?.. 15 Temmuz sonrası ‘Taraf’ ve ‘Zaman’ gazetelerinin arşivleri neden tahrip edildi, o bilgiler neden halka açılmadı?.. Bazı isimleri sorgulamak isteyen birçok Savcı neden hemen görevlerinden alındılar?.. 15 Temmuz’un sadece % 15 kadarlık bölümü aydınlandı, gerisi hâlâ neden karanlıkta duruyor…”
Anladığımız kadarıyla, sayın Ensarioğlu bu yaşına kadar ‘Kurtuluş Savaşımızın’ ciddiyetini, mahiyetini, işgalin başladığı 15 Mayıs 1919 ile düşmanın denize döküldüğü 09 Eylül 1922 yıllarında neler olup-bittiğini, bu milletin neler çektiğini, koca Osmanlı’nın elinden bir şey gelmezken, Padişah Vahdettin’in işgalci İngilizlerin bir savaş gemisiyle Malta Adası’na tüydüğünü, Anadolu’nun cesur kadınlarının kağnılarla mermi taşıyıp, ölümüne 4 yıl boyunca, o kadar yokluk ve kıtlık içinde savaştıklarını hiç öğrenememiş herhalde?
15 Temmuz günü biz de bu ülkedeydik!.. Yarım gün içinde neler olup-bittiğini biz de biliyoruz ve olanları an be an yaşadık, gördük, duyduk, izledik!.. Aklı, izanı, tarihine saygısı olan bir insanın, hiç ‘Kurtuluş Savaşı’ ile ‘15 Temmuz’u kıyaslar da, bütün dünyanın mazlum ülkelerine örnek olmuş şanlı tarihini inkâr eder de, küçümser mi !? Bir tarafta ‘Yedi Düvelin’ emperyalist ve güçlü ülkeleri işgale gelmiş; bir tarafta, ülkenin kendi bünyesinde yıllarca barındırılan hain ve darbeci FETÖ’nün yerli işbirlikçileri vardı!..
Elinizi vicdanınıza koyup da söyleyiniz Allah aşkına; bir zamanlar çıkıp da; “Keşke İstiklâl harbinde Yunan galip gelseydi!” diyen Fesli Deli Kadir’in bu sözünden, şu Ensarioğlu’nun sarf ettiği sözlerin ne farkı var!?Bu sözleri milletimizi gerçekten derinden yaralamıştır!.. İktidar, bu Milletvekilini, şu sözlerinden ötürü derhal özür dilemesini sağlamalıdır diye düşünüyoruz?
Ya şu Bursa B. Belediye Meclisi’ndeki merhum İsmet İnönü’ye durduk yerde yapılan hakaret neydi? Cumhuriyet’te çıkan haber aynen şöyleydi: “CHP Grup Sözcüsü Yücel Akbulut’un Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı’na yönelik; ‘Kurtuluş Savaşı neden Kurtuluş biliyor musunuz? Yurt dışı başkentlerinden emir ve talimat almaktan kurtulmaktır’ sözlerine yanıt veren AKP Grup Sözcüsü Ahmet Alperen Aydın, şu ifadeleri kullandı: ‘Yunanistan Başbakanı Venizelos’un oğlu Sofokles, Bursa işgalinde Osman Gazi Türbesi’ne gidip fotoğraf bile çektirmiş, bu küstahlığı yapmıştı. Fakat aradan geçen birkaç sene sonra, ikinci genel başkanınız İsmet İnönü, eşini Venizelos’un koluna taktı mı, takmadı mı?.. Taktı mı, takmadı mı?’ diye sorunca ortalık karıştı…”
Eskiden böyle boş ötenlere hemen aile mensupları, tarihçiler filân hemen seslerini yükseltirlerdi, şimdilerde hiç gıkları çıkmıyor!… Sizleri bilemem, ama ben böyle boş ve cahilce sözleri sarf eden adama bakarım önce ‘Adam mı?’ diye; sonra dediklerine bakarım ‘Lâf mı?’ diye!.. Varın da bunun yorumunu biraz da sizler yapın sevgili dostlarım… Sakin KOŞAR…