14 ŞUBAT DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ

 

14 Şubat Dünya Öykü Günümüz kutlu olsun.

Bu dünyadan göçmüş tüm öykü yazarlarımızın ruhu şad olsun.

Dün tesadüfen Sait Faik Abasıyanık'la yapılan bir röportaja rastladım. Şu soru dikkatimi çekti:

"Hayatını kalemiyle kazanmak isteyen gençlere vereceğiniz bir öğüt var mı?"

Cevabı şöyle:

"Bu işi bizim valide hallediyor. 30 kuruş birinci nevi sigara, üç kahve 25'ten 75, iki yemek asgari 4 TL. Giyim-kuşam babadan ve anadan olmak şartıyla yılın altı ayında sigarasız ve kahvesiz kalmak isteyen yazsın."

1953 yılında yapılmış bu röportaj. Aradan kaç yıl geçti? Değişen ne var? Maalesef pek bir şey yok. Yazıyla geçimini sağlayanların sayısı hâlâ bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu yolla hayatını sürdüren yazarlara sorsak, kim bilir hangi zorlukları anlatacaklardır.

  Yine Orhan Kemal'le Sait Faik arasında geçen bir konuşma gelir aklıma:

- Sizce bir yazar ne kadar kazanmalıdır?

- Hiç olmazsa bir nahiye müdürü kadar.

- Ciddi bir yazar bu parayı yazılarıyla kazanabilir mi?

- Gayri ciddi bir yazar kazanabilir.

 "Gayri ciddi yazar" ne demek sizce? Benim aklıma ilk gelen; birilerinin hoşuna gidecek, alkış toplayacak, rüzgâra göre yön değiştirecek yazılar yazmak oluyor. Hakikatin değil, beğenilmenin peşinden gitmek. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

  Bir başka anekdot daha var. Bir dergide Sait Faik'i öven bir yazı yayımlanıyor; ama yazar bunu yaparken Orhan Kemal ve Samim Kocagöz'ü eleştiriyor. Sait Faik bu yazıya çok öfkeleniyor. Orhan Kemal "Niçin kızıyorsun, seni methetmiş adam, fena mı?" diye soruyor. Sait Faik'in cevabı çok çarpıcı:

 "Bırak be! Olmadığım gibi gösterilmek istemem. Beni methedecekler diye size vurmaya ne hakları var? Hem ben onların göstermek istedikleri değilim ki, tekzip edeceğim."

  Ne büyük bir duruş.

Bugün birbirinin ayağını kaydıran, başkasını aşağı çekerek yükselmeye çalışan insanları gördükçe ister istemez soruyorum: Biz bu hâle nasıl geldik?

Vardığım sonuç yine aynı: Eğitim. Yine eğitim.

Sadece öğretim değil; karakteri, ahlakı, vicdanı besleyen gerçek eğitim. Eğitim olmadan öğretimin değeri giderek azalıyor.

Ben 1995 yılında yazmaya başladım.

İlk öykü kitabımı 2016'da yayımlayabildim.

Yirmi bir yıl.

Sonrasına on yılı daha ekleyince tam otuz bir yıl.

Yeterli mi yazmak için?

Elbette değil. Çünkü yazmak bir varış değil, bir yolculuk. Her metin, yeniden öğrenmeyi gerektiriyor.

  Dünya Öykü Günü'nde gençlere tavsiyem şu: Her zaman öğrenmeye devam edin. Kendinizi geliştirmekten vazgeçmeyin. Sabredin. Çünkü yazarlık hız değil, derinlik işidir.

Dünya Öykü Günü sadece kalem tutanların değil, hikâyelere inananların günüdür. Çünkü bir toplumun hafızası öykülerle diri kalır. Bugün bir öykü okuyalım, bir öykü yazalım ya da bir çocuğun kalbine bir hikâye bırakalım. Belki de yarının edebiyatı, bugün cesaret verdiğimiz bir cümlede saklıdır.

  Kalemimiz hakikatten, vicdandan ve emekten yana olsun.

14 Şubat aynı zamanda sevgililer günü.

Sevgiyle kalın

YAZARIN DİĞER YAZILARI