AKYAKA YÜCELEN OTELDE AV. EROL ERTUĞRUL’ UN ŞİİR SOHBETLERİ
ARTIK DEMİR ALMAK GÜNÜ GELMİŞSE ZAMANDAN,
MEÇHULE GİDEN BİR GEMİ KALKAR BU LİMANDAN.
HİÇ YOLCUSU YOKMUŞ GİBİ ALIR SESSİZCE YOL,
SALLANMAZ O KALKIŞTA NE MENDİL NE DE BİR KOL.
RIHTIMDA KALANLAR BU SEYAHATTEN ELEMLİ,
GÜNLERCE SİYAH UFKA BAKAR GÖZLERİ NEMLİ.
BİÇÂRE GÖNÜLLER NE GİDEN SON GEMİDİR BU,
HİCRÂNLI HAYATIN NE DE SON MÂTEMİDİR BU.
DÜNYADA SEVİLMİŞ ve SEVEN BOŞUNA BEKLER,
BİLMEZLER Kİ GİDEN SEVGİLİLER DÖNMEYECEKLER.
BİRÇOK GİDENİN HER BİRİ MEMNUN Kİ YERİNDEN,
BİRÇOK SENELER GEÇTİ DÖNEN YOK SEFERİNDEN.
Değerli okurlar, gündemde olan toplumsal etkinlikleri yazmayı bitirirken “haftaya ne yazalım” kaygusuna düştüğümüz bir anda Muğla’ dan Sanat Sevenler Derneği başkanı Saadettin ÖZBEK’ in bir duyurusu düştü e-mailimize. 25.05.2018 günü saat 18.00’ de Akyaka-YÜCELEN OTEL’ de Avukat-Yazar Erol ERTUĞRUL’ un “ŞİİR ÜZERİNE SOHBETLERİ” konulu bir etkinliği olduğu bildiriliyordu. Tam da bize göre bir konuydu. Hem sanatsal yönüyle hem bize yakın olması nedeniyle kaçırılmaz bir fırsattı. Akşamüzeri aracımıza atladığımız gibi tuttuk Akyaka yolunu. Yollar her zamanki gibi çok güzeldi, üstelik Köyceğiz’den çıkarken hafiften bir de yağmur tutturmuştu. Akyaka’ ya varınca kesildi. Yücelen Otelde her zamanki toplantı salonunda ilgili sanatseverler bir araya geldiler. Önce her zamanki gibi ev sahibi olarak Hamdi YÜCELEN söz alarak Halikarnas Balıkçısından, S. Eyüboğlu’ ya, Nail ÇAKIRHAN’ dan Halet ÇAMBEL’ e, Baki Süha EDİBOĞLU’ dan Bedri Rahmi EYÜBOĞLU’ na, Şadan GÖKOVALI’ dan İlhan SELÇUK’ tan Oktay AKBAL’ a, Melih Cevdet ANDAY’ a, birçok yazardan, şairden söz ederek artık bu salonun sanata ayrılan bir salon olduğunu, buradan pek çok ünlü edebiyatçının geçtiğini ve de geçmekte olduğunu belirtti. Arkasından kürsüye mesleğe Kaymakamlıkla başlayan ve sonradan ayrılarak Avukatlık yapmakta olan Erol ERTUĞRUL çıktı. Kendisinin hala Aydın’ da avukatlık yapmakta olduğunu söyledi. Sanata ve özellikle de şiire ilgi duyduğunu, bu konuyla iştigal ettiğini, birçok şiiri ezbere bildiğini söyleyerek özgün şiirlerle süslenmiş konuşmasına başladı.
Yahya Kemal Beyatlı, Nazım HİKMET’ e şiir dersleri verirmiş. Bu gidiş gelişler sırasında Nazım Hikmet’ in annesiyle şair arasında gönül ilişkileri ortaya çıkmaya başlamış. Nazım da bu ilişkiyi öğrenmiş ve kendisine “HOCA OLARAK GİRDİĞİN BU EVE (KOCA) BABA OLARAK GİREMEZSİN” yazılı bir not bırakmış. Ayrıca başa koyduğumuz Yahya Kemal’i n çok bilinen “SESSİZ GEMİ” adlı şiiri sanıldığı gibi tarihi bin şiir değil, giden ve dönmeyen bir sevgilinin ardından söylenen bir şiirmiş.
A. Muhip DRANAS’ ın “FAHRİYE ABLA” sı da yine yaşanmış bir olaydan esinlenmiş bir şiirmiş. Fahriye Abla, şair’ in annesinin mahalle arkadaşıymış. Sık sık annesiyle gider-gelirlermiş. Şair de ilk gençlik yıllarında ona karşı ilgisini şu şekilde ortaya koymuş:
FAHRİYE ABLA
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla kapısı örtük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde,
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla.
Ne şirin komşumuzdun sen Fahriye Abla!
Önce upuzun sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin,
Altın bileziklerle dolu bileklerin.
Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla.
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışsın bir Erzincanlı’ ya.
Bilmem şimdi hala bu ilk kocanda mısın?
Hâlâ dağları karlı Erzincan’ da mısın?
Bırak geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hatırada kalan şey değişmez zamanla.
Ne vefalı komşumdun sen, Fahriye Abla!
Cahit Sıtkı TARANCI ’nın ABBAS şiirini öyküsüne gelince;
Cahit SITKI, Yedek Subay olarak askerliğini yaparken bir gün künye defterinde” Abbas oğlu Abbas” adında bir isim görür. Bu erin bir eli çolaktır ve bu yüzden çürüğe ayrılmıştır. Talimden sonra bu askerin yanına gönderilmesini ister. Öğle saatlerinde kapısı çalınır ve civanmert bir delikanlı selam çakıp:” Abbas oğlu Abbasf, emret, komutanım! Der. Şair;
-Nerelisin? Diye sorar.
-Memleket Mardin, kaza: Midyat komutanım!
-Benim emir erim olur musun?
-Sen bilir komutanım! Askere eşyasını toplayarak kendi evi altındaki boş bir odaya yerleşmesini söyler. Zamanla bu askerin zekiliği ve sıcakkanlılığı şairi etkiler ve onu daha çok sevmeye başlar. Abbas, her sabah erkenden kalkıp Subayının kahvaltısını hazırlayarak kendisini davet eder. Daha subayı söylemeden onun ihtiyaçlarını bilir ve hazırlar. Elbiselerini ütüler, akşamları en sevdiği yemekleri hazırlar. Zamanla aralarında resmiyetten uzak bir dostluk ilişkisi oluşmaya başlar. Bu, temiz yüzlü Anadolu çocuğundan etkilenmiştir şairimiz. Zaman zaman onu karşısına alıp onunla dertleşir. Akşamları bol ve çeşitli mezelerle dolu rakı sofraları hazırlanmaktadır. Böyle bir akşamda biraz da alkollü olan şairimiz, Abbas’ a:
-Sen İstanbul’ u bilir misin Abbas? Diye sorar.
-Bilir komutanım!
-Orada bir Beşiktaş var, bilir misin?
-Bilir komutanım, ben orada acemi birliğindeydim.
-Orada benim bir sevgilim var. Sen bana kaçırıp onu getirir misin?
-Elbet komutanım! Ertesi günü sabahı, şairimiz bakar ki Abbas, tıraş olmuş, giyinmiş, hazırlanmış kapı önünde bekler. C.S.T. sorar:
-Hayırdır Abbas, neden böyle hazırlık yaptın?
-Ben, İstanbul’ a gidecek komutan!
-Ne yapacaksın İstanbul’da?
-Sen söyledi bana. Ben gidecek sana sevgiliyi getirecek. Şairimiz, gözlerindeki hüznü ve göz yaşlarını göstermek istemediği için arkasını dönüp kapıyı çarparak çıkar. Ancak, bu kez bu mert Anadolu çocuğunun davranışından duygulanır. Akşam olur, ağaç altında rakı sofrası kurulur. Abbas’ı karşısına oturtur. Birlikte yerler/içerler ve sonrasında C.S.T. o meşhur şiirini kaleme alır:
HAYDİ ABBAS, VAKİT TAMAM,
“AKŞAM” DİYORDUN İŞTE OLDU AKŞAM.
KUR BAKALIM ÇİLİNGİR SOFRAMIZI;
DİNSİN ARTIK BU KALP AĞRISI.
ŞU AĞACIN GÖLGESİNDE OLSUN;
TAM KENARINDA HAVUZUN.
AYA HABER SAL ÇIKSIN BU GECE,
BAS KIRBACI SİHİRLİ SECCADEYE,
GÖSTER HÜKMETTİĞİNİ MESAFEYE
VE ZAMANA.
KATIP TOZU DUMANA,
VAR GİT!
BÖYLE FERMAN ETTİ CAHİT,
AL GETİR SEVGİLİYİ BEŞİKTAŞ’ tan;
YAŞAMAK İSTİYORUM
GENÇLİĞİMİ YENİ BAŞTAN…
1950 yılında bir gece Ankara’ da belediyenin kazdığı bir çukura düşerek beyin kanaması geçirip 10 gün kadar sonra da hayata veda eden Orhan VELİ, “Kolayca okunan bir şiirin kolay yazıldığını mı sanıyorsunuz?” demiş. Yaşasaydı kim bilir daha nice inci gibi şiirler dizecekti bu usta şair. C.S. TARANCI’ nın deyimiyle daha yolun yarısında; 36 yaşında ölen Orhan VELİ’ den özgün bir şiir: ANLATAMIYORUM
Ağlasam, sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum. Ey büyük üstat, sen bunca duygularınla anlatamıyorsan ya biz nice idelim?
Ahmet Kutsi TECER, halk şiirine gönül vermiş ve Anadolu’ da derlemeler yaparken KARACAOĞLAN’ı ve ÂŞIK VEYSEL’ i bulup çıkarmış ve edebiyat dünyamıza kazandırmıştır. O’nun “NERDESİN?” adlı şiiri çok beğenilen şiirlerden biridir.
NERDESİN?
Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim, ürpermeyle dolar: Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Âşıkıyım beni çağıran bu sesin.
Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses, rüzgârlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: Nerdesin?
Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana derinden,
Ta derinden bir gün bana “Gel” desin.
Sayın ERTUĞRUL ’un şiir sohbetlerinden esrik bir şekilde çıktığımızda gökyüzü nesi varsa indiriyor ve otelin önünden neredeyse küçük bir derecik akıyordu. 10 metre, 30 metre uzağımızdaki araçlarımıza bile gidemedik ve neredeyse yarım saat kadar şakır şakır gökten boşanan bereketi izledik. Ancak yağmur dinende aracımıza binerek evimize dönebildik. Güzel ve doyurucu bir dinletiydi. Emeği geçenleri kutluyoruz. GELECEK YAZILARDA BULUŞMAK UMUDUYLA SAĞ ve ESEN KALINIZ.