KIZKALESİ/EDREMİT KALESİ/VAN.
Edremit Van' a bakar,
İçinden çaylar akar.
Öyle bir yar sevdim ki,
Her gören ona bakar.
O süsem, o sümbül, o gül o bağındır,
O inci, o mercan beyaz gerdanındır,
Oynamak, zıplamak eğlenmek çağındır.
Değerli okurlar, Doğu gezimizde bir buçuk ayın sonunda nihayet Van' a gelebildik. Bu, benim Van' a beşinci gelişim, hanımın üçüncü gelişi. Bitlis' te öğretmenlik yaptığım yıllarda bir kere deniz yoluyla, bir kez de kara yoluyla iki kez gelmiştim. Daha sonra iki kez de hanımla Doğu TURU gezisiyle geldik. Bu geliş, özeldi. Bitlis' ten kara yoluyla geldiğimde aştığımız belin adını Keçikıran mı, Kuzgunkıran mı olduğunu bir türlü anımsayamamıştım. Artık öğrendim, KUSKUNKIRAN imiş, meğer yokuşun çıkılması ve inilmesi sırasında yol o kadar zorluymuş ki, yük katırlarının kuskunları kırılıyormuş. Şimdi, yıllar sonra TÜNEL (2.306 m.) yapılmış, vıjjjttt diye geçip gidiyoruz. Tüneli geçip de Gevaş yoluyla Van garajına girdiğimizde bizi karşılayacak olan arkadaşlar henüz gelmemişti. Oysa daha biz Bingöl sınırlarında iken aramışlardı. Neyse yarım saat kadar sonra Bizim Serhat oğlan (Artık Assubay) kardeşi Berkay ve arkadaşı Sedat ile çıkıp geldiler. Bir yandan hoş/beş bir yandan valizler derken garajdan çıktık. Serhat, "Evden çıkmışken ben sizi önce SEYİR TEPESİ' nin de olduğu "KIZKALESİ' ne götüreyim!" diyerek aracını o yöne sürdü. Kısa sürede çıktığımız KIZKALESİ' nden Edremit, VANGÖLÜ ve uzaklarda VAN ayaklar altındaydı. Fotoğraf için kameralarımızı çıkartmışsak da yüzümüze, gözümüze çarpan soğuk tipi buna izin vermiyordu. Kaptanımız Serhat, "Beni takip edin" diyerek oradaki kafeye doğru yürüdü. İçeriye girdiğimizde içerisi sıcaktı ve biraz da kalabalıktı. Çaylarımızı, kahvelerimizi içtikten sonra çıkıp görüntü peşine düştüğümüzde tipi biraz durmuştu ve fotoğraf çekebiliyorduk. Seyir Tepesi, Türk bayraklarıyla donatılmıştı ve aşağıdaki manzara enfesti. Önce karşımızda buranın cemaziyel evvelini anlatan bir levha çıktı. Okumaya bile fırsat bulamadığımız bu levhanın fotoğrafını çekip geçtik. Bakın burada neler yazıyordu: KIZKALESİ/SEYİRTEPE.
KIZKALESİ-EDREMİT KALESİ
"VAN KALESİ, Sardur Burcunda Yazan Kitabeye göre LUTİPRİ OĞLU SARDURİ, Şöyle der: Bu Taşları ALNİUNU Şehrinden Getirdim ve bu Duvarları Yaptırdım. İşte VAN KALESİ, Sardur Burcunda Yer Alan Kitabede Bahsi Geçen ANİUNU KENTİ, Bu gün VAN DENİZİ' NİN İNCİSİ EDREMİT' tir. Bu gün KIZKALESİ Olarak Bilinen Tarihi Yer, önce Taş Ocağı Olarak, Sonrasında ise İLERİ KARAKOL, YAZLIK SARAY ve TAPINAK ALANI Olarak Kullanılmıştır. URARTULAR DÖNEMİNDE Önemli Bir Yer Olduğu Bahsi Geçen Kitabede Açıkça Görülmektedir. M. Ö. 8. Yüzyıl Sonrasında KIZKALESİ' nin Taş Atölyesi İşlevini yitirdiği ve Tıpkı TUŞPA (VAN) KALESİ' nde Olduğu gibi Burada da Tapınak Alanı olarak Nitelendirilebilen Oyuntuların Mevcut Olduğu, Bu Oyuntularda URARTU TANRILARI için Adaklar Adandığı, Yılın Belli Dönemlerinde KRALIN TAHTA ÇIKMA YILDÖNÜMÜ, ÖLÜM, SAVAŞ, BEREKET, KURAKLIK, ZAFER, BARIŞ Gibi Toplumsal Hadiselerde Kurbanlar Kesildiği Bilinmektedir. Efsaneye Göre; ASURLAR ile URARTULAR Arasında Yaşanan Savaşta URARTU KRALI MENUA ile ASUR KRALİÇESİ SEMİRAMİS Birbirine Âşık Oluyor ve Evleniyorlar. Ülkesini ve Ülkesindeki Bahçeleri Özleyen SEMİRAMİS için 52 KM. Uzunluğundaki ŞAMRAN KANALINI İnşa Ettirerek Kanal ile Getirdiği Sularla Bahçeler Yaptırıyor. Kral MENUA, bu Kanala da Sevdiğinin Adını Vererek Ölümsüzleştiriyor. SELAM ve MUHABBETLE."
KIZKALESİ' nden yeterince manzara ve bireysel fotoğraflar çekildikten sonra GÖL Kıyısına iniyor ve Enfes EDREMİT YAZILI Levhalarla fotoğraflar çekiliyoruz. Köyceğiz' den 09.30da kalkan otobüsümüz, ertesi günü 15.30 sularında Van' a indiği için 30 saatlik bu yolculuğun sonrasında epeyce yorgunuz. ŞEYLAN' ların evine geldiğimizde saat 18.00 sularıdır. Hoş-beş. Derken akşam oluyor. Bizim bu eve gelişimiz bununla üçüncü oluyor. Kısa süreli de olsa Önceki gelişlerimiz TUR ile geldiğimizden kısa süreli olmuştu. Bu gelişimiz biraz uzun sürdü, çünkü iki gün DÜĞÜN ŞENLİKLERİ, Hakkâri-Çukurca dönüşü derken. Geçen yazılarımızda anlatmıştık.