Değerli okurlar, biz, Buldan’ a giderken Tavas merkeze yakın yol kenarında, ağaçların arasından bir binanın önünde bazı heykeller gözüme takıldı, ağaçların arasından net göremediğim için bu heykelleri asker sanmıştım. Dönüşte durup yakından bakınca bu heykellerin bizim ünlü EFELER olduğu gördüm. Aracımızı yolun kıyısında emin bir yere çektikten sonra heykellere doğru yürüdük. Meğer burası KÜLTÜR-SANAT EVİ imiş… Yakından bakınca yazıları da seçmeye başladık ve bunları buraya almayı düşündük.
CEZAEVİ-KÜLTÜR VE SANAT EVİ: İlçemizde 1955 yılında açılan, 800 metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 4 bin metrekare alanda kurulu, 90 mahkûm kapasiteli Tavas Kapalı Cezaevi, 2006 yılında boşaltıldı. 51 sene cezaevi olarak kullanıldıktan sonra boşaltılan bina, Tavas Belediyesi tarafından restore edilerek KÜLTÜR ve SANAT EVİ olarak yeniden hizmete açıldı.
TAVAS’IN TARİHÇESİ: Tavas, tarihi açıdan eski ve önemli yerleşim yerlerden biridir. 1883 yılında Denizli Sancağına bağlı ilçe olmuş ve 1890 yılında da Belediye kurulmuştur. Yörede insan yaşamının izlerine M. Ö. 5000 yıllarına kadar rastlanmaktadır. Tavas, tarihi süreç içinde Yunan, Roma, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu’ nun sınırları içinde kalmıştır. İlçemize bağlı bazı mahallelerimizde Yunan, Roma ve Bizans devirlerine ait eserlere rastlanmaktadır. Türkler’ in yöreye gelişi, Büyük Selçuklu İmparatorluğu Komutanlarından Afşin Bey’ in Malazgirt Savaşı öncesindeki keşif harekâtlarından birinde Honaz yakınlarına kadar geldiği bilinmektedir. 12. yüzyılın başlarında Türkler, Anadolu’ ya iskân amaçlı akınları esnasında Selçuklu Komutanlarından Cafer Paşa, komutasındaki Mirza Bey, TABEA’ yı fethetmiştir. 14. Yüzyıl gezgini İbn-i Batuta ve Evliya Çelebi, yöreyi DAVAZ olarak anmaktadır. 13. Yüzyıl sonlarına kadar Anadolu Selçuklu Devleti hâkimiyetinde kalan Davaz yöresinde 1243 yılındaki KÖSEDAĞ SAVAŞI’ ndan sonra Selçuklular’ ın zayıflamaya ve dağılmaya yüz tuttuğu dönemde BABADAĞ’ ın güneyindeki şimdiki Tavas ve Kale ilçelerinin sahalarını kaplayan Tavas Ovası’nda TAVAS BEYLİĞİ kurulmuştur.
Selçuklular’ ın zayıflayıp yıkılması ile 1300’lü yıllarda Tavas Beyliği’ ni İlyas Bey’ in yönettiği ve çevre ahalisinin Mevlevi Tarikatına bağlı oldukları bilinmektedir. Tavas Beyliği, Germiyan, Aydın, Hamit ve Menteşe Oğulları Beyliği arasındaki bir bölgede kurulmuştur. Denizli’ nin Germiyanoğulları’ na geçişi ile Tavas Beyliği 1365 tarihinde Menteşeoğulları Beyliği’ ne bağlanmıştır. Beylik, önceleri Horasanlı Mahallemiz, Hırka Mahallemiz, sonra da Tavas İlçemizden yönetilmiştir. Bölge, 1424 yılında 2. Murat tarafından tamamen Osmanlı Devleti’ ne bağlandıktan sonra, yaşantısına sakin bir şekilde devam etmiştir. 1702-1703 yıllarındaki depremlerde 12.000 kişi ölmüş, o zamanki Kale civarında da bulunan şehir oturulamayacak hale gelmiş, bundan sonra da şehir, daha yukarıya; şimdiki merkeze doğru çekilmiştir. Medet Mahallemizde mevcut höyüğün tarihsel bir değeri vardır. Birkaç medeniyet kalıntısının üst üste toprak altında gömülü olduğundan köyün tamamı 1. Derece SİT alanı olarak koruma altına alınmıştır. Bu köyümüz, Yunan ve Roma Medeniyetlerinde HERACLLES olarak tanındığı, bazı kaynaklarda APOLONİA, SABLAC olarak tanındığı da bilinmektedir. M.Ö. 1. Yüzyıla ait bronz paraların bir yüzünde ZEUS ve APOLLON Tanrılarının başları, diğer yüzlerinde ise AMAZON, KARTAL ve LİR ÇALGISI resimleri görülmektedir. Bunların İmparator ADRİANUS ve ANTANİUS devirlerine ait oldukları anlaşılmaktadır. Yorga mahallesinde de tarihi yönden Roma Devri kalıntıları görülmektedir. Romalılar zamanında BARZA diye tanınan kentin bu günkü Yorga Mahallemizin 2 km. kuzeyindeki BOZDAĞ eteğinde kurulduğu sanılmaktadır. Vakıf Mahallemizde de Roma ve Bizans devirlerine ait tarihi kalıntılar görülmektedir. M. Ö. 1. Yüzyıla ait olduğu sanılan buluntu paralarda ARTEMİS’ in baş resmi bulunmaktadır. Eskiden büyük bir yerleşim yeri olan VAKIF mahallemiz, HARACLLES adı ile tanınmaktadır. Bu yörede Romalılar’ dan kalan 3 metre genişliğinde 12 km. uzunluğunda toprak altında su kanallarının var olduğu ve kanalların VAKIF Mahallemizdeki Antik Kente su getirilmek için kullanıldığı anlaşılmaktadır. 2002 yılında Denizli Valiliği’ nin destekleri ile kazı çalışmaları başlatılmış ve Antik Tiyatro ortaya çıkarılmıştır. Kızılcabölük Mahallemizin 5 km. kuzeyindeki Tarihi su Kanallarının Vakıf Mahallemizdeki Eski Antik Kentle bağlantılı olduğu sanılmaktadır. Bu sulama kanallarının olduğu yerde tarihi kalıntılar da mevcuttur. Kızılca mahallemizde de SEBASTAPOLİS olarak bilinen eski Yunan Devrine ait Antik kent ve höyük bulunmaktadır.
İlçemizdeki yerleşimin Romalılardan da eski olduğu sanılmaktadır. Ege Denizi’ ne ulaşan Anadolu’ nun güney batısında kurulan KARİA medeniyeti ile LİDYA medeniyetlerini ayıran kuzey sınırı BABADAĞ (KATMOS) olması bu görüşü doğrulamaktadır. İlçemiz çevresine Türkler’ in yerleşmesi, M. S. 12. Yüzyıllara rastlamaktadır. Kesin olmamakla birlikte 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra 1280-1290 yılları civarında Türkler’ in bölgemize geldikleri sanılmaktadır. Genellikle gelenlerin Türkmenler olduğu, Selçuklular’ ın zayıflayıp yıkılması ile 1300’ lü yıllarda TAVAS BEYLİĞİ’ nin kurulduğu ve o zamanki Tavas Beyliği’ ni İlyas Bey’ in yönettiği ve Mevlevi tarikatına girdikleri belirtilmektedir.
Tavas Beyliği, Germiyan, Aydın, Hamit ve Menteşe Oğulları Beyliği arasında tampon bir bölge olarak kurulmuştur. Denizli’ nin Germiyan Oğulları’ na geçişi ile Tavas Beyliği 1365 tarihinde Menteşe Beyliği’ ne bağlanmıştır. Beylik, önceleri Horasanlı Mahallemize, sonra da Hırka Mahallemize yerleşmiştir. Cumhuriyet tarihinde ilçemiz, düşman istilası görmemiştir. Milli Mücadeleye Milis Kuvveti olarak KÖPEKÇİ NURİ EFE, Gandak SÜLEYMAN EFE, Harmandalıoğlu MUSTA EFE, Kocaman oğlu EMİN EFE, Tahir ve Ahmet ÇAVUŞ EFE’ ler katılmışlardır.
Değerli okurlar, daha önceki köşe yazılarımda bizim atalarımızın Denizli’ nin DAVAZ (Tavas) ilçesinden gelip yerleştiklerini yazmıştım. Ninemin anlatışına göre bu olay, 1900’lü yıllarda kaçak efelerin dağlarda cirit attığı yıllar olmalı… Denizli yöresinden gelen birinin Ören’ in kuzey yamaçlarında bir ormanın içine bir ev yaparak orada mal/maşakat edinip gizlice yaşadığı yılları anlatır. Ama eşkıya bu adamın yerini bulup evini basıp yağmalamıştır. Oğlu da bir fırsatını bulup kaçarak Menderes’ i geçip Davaz’ daki Ağasına varıp imdat istemiştir. Ağası da O’na elinden gelen yardımı yapmıştır. Gelecek yazılarımızda burada Kurtuluş Savaşı’ na katılan EFE’lerle bu yörenin Türkülerini, yöre yaşamını ve kültürünü anlatmaya çalışacağız…