YENİ YILDA YENİ BİR YÜKSEL AKSU FİLMİ


Prof. Dr. Kemal Kocabaş

            Aralık ayının son haftasında ailecek  Yüksel Aksu'nun son filmi "Bak Postacı Geliyor" filmini izlemek için İzmir'de  bir AVM'nin cep sinemasındaydık. Salonu dikkatlice  incelediğimde ve kendi aralarındaki konuşmalarından edindiğim izlenim, izleyicilerin çoğunun orta yaşlı, Egeli, Muğlalı sinemaseverler olmasıydı. Aksu'nun daha önceki filmlerini izlemiş ve Muğla yerel gazetelerinde değerlendirme yazısı yazmıştım. Bir Muğlalı olarak bu film içinde yazmalıydım.

            Bizim kuşağın en önemli iletişim aracı mektuplardı. O nedenle hayatımızda mektup, postane ve postacı kelimeleri önemli yer tutar. Parasız yatılı öğretmen okulu öğrenciliğimde babamdan ve annemden gelen mektupları büyük bir özlemle beklerdim. Sevgili anacığım  bazen zarfın içine beş lira veya on lira koyardı. Zarfı heyecanla  açtığımda  önce gözlerim nemlenirdi. Ergenlik yaşlarında Kavaklıdere'de yaz tatillerinde pembe kağıtlı mektupların, üniversite sınav sonuçlarının gelmesini heyecanla beklerdik. Postacılar bu anlamda müjdeciydiler. Posta arabasını izler, postanenin önünde adeta nöbet tutup posta çuvalının açılmasını heyecanla beklerdik.  Ormancıların yeşil giysileri ve şapkaları olurdu. Postacıların ise gri renkli giysi ve şapkaları vardı. Postacıların bu anlamda kasaba kültüründe önemli yerleri vardı.

            Filmin giriş bölümünde siyah önlüklü, beyaz yakalıklı öğrenciler  öğretmenleriyle  ilkokul yıllarımızın: "Bak postacı geliyor, selam veriyor/Herkes ona bakıyor, merak ediyor/Çok teşekkür ederim, postacı sana/Pek sevinçli haberler getirdin bana."  dizeleriyle başlayan güzel, sıcacık  okul şarkısını söylerken ilkokul yıllarını özlemle hatırladım. İlkokul birinci sınıfta öğretmenimiz Durani Keleş'in yönetiminde 35 arkadaşımla birlikte coşkuyla söylerdik  bu şarkıyı. Filmin bana aktardığı ilk güzel duygu tertemiz, saf  ilkokul yıllarına dairdi.

            Filmin ilk yarısı biraz yavaş aktı ve senaryonun çatısı kuruldu adeta. Filmde başrol oyuncuları daha önceki filmlerden farklıydı ama alt kadro hemen hemen aynıydı. 1960'lı yıllarda her kasabada veya il merkezinde solcu bir öğretmen veya aydın tipi vardır. Filimde bu rolü Fikret Kuşkan başarı ile gerçekleştirdi. Bizim Radyo dinleyen, kendisini sürekli gözaltında hisseden,  yakın dostlarına  Nazım şiirleri dağıtan bir aydın. Konya'da çalışırken bir arkadaşımın babası, bizlerin "eski tüfek" dediği bir Mehmet Amca vardı. Sürekli Bizim Radyo dinlerdi, bazen yan yana geldiğimizde bize Nazım şiirleri okurdu. Filmi izlerken 80'li yıllarda kaybettiğimiz Mehmet Amca'yı andım.

            Dondurmam Kaymak'ta başrol oyuncusu  Turan Özdemir baba dostu Kızılçullu Köy Enstitüsü sağlık kolu çıkışlı Yatağan eski Belediye Başkanlarından Ahmet Özdemir'in oğluydu. Yerel koşullarda dondurmacılık yapan bir esnafın uluslararası şirketlere karşı mücadelesi yerel kültürün tüm renkleriyle anlatılıyordu. Bak Postacı Geliyor filminde dondurmacı yerine postacı gelmişti. Ozan Akbaba, başarıyla sergilediği Postacı rolünde, mesleğine saygı duyan, giydiği postacı giysilerine atfettiği önemle başarılı bir performansla karşımıza çıktı. Postacı,  Demokrat Parti ilçe Başkanının kızını canlandıran Deniz Polat'a olan aşkı ve meslek etiği arasında sıkışan bir roldeydi. Filim bir aşk hikayesiyle adeta 1960'lı yıllardaki bir kasabanın fotoğrafını çekiyordu.

            Filmi izlerken despotik Demokrat Parti ilçe başkanının kendisini devletin temsilcisi olarak gören,  tarzı  bir Türkiye fotoğrafıydı. Özellikle 1950-1960 arası tüm ülkede il-ilçe parti başkanları partizan davranışlarıyla yüzlerce öğretmenin, aydının ötekileştirilmesine, acılar  yaşamasına  imza atmışlardır. Bugün hala çoğu yerde bu tür il-ilçe başkanı davranışı maalesef  sürmektedir. Yüksel Aksu bu fotoğrafı filme başarıyla taşımıştır. Bu filmde Postacının sevdiği kıza talip olan  karakol komutanın  davranışları ve  tarzı da  çok gerçekçi bir şekilde verilmiş. Filimde bir aşk hikayesi içinde askeri darbe karşıtlığı da başarıyla işlenmiştir.

            Filmin ikinci yarısı hareketliydi. Yerel Muğlalı dili başarıyla veriliyor, küfürler Muğlalıca olunca sevimli bir tanımlamaya dönüşüyordu. Bu film kaybettiğimiz mahalle dayanışmasını bizlere hatırlatıyor. Postacıyı ikna etmek için sevdiği kızı kaçırmasına yönelik arkadaş grubu tartışması bu dayanışmayı tüm boyutlarıyla öne çıkarıyordu. Tüm kasaba adeta Postacının ilçe başkanının kızını kaçırması  için seferber olmuştu. Bu filmde öne çıkan bir başka önemli ileti de kadın dayanışmasıdır. Kaçırma eyleminin başarılı olması için mahallenin tüm kadınları birlikte davranmıştı ve başarılı olmuşlardı. Dayanışma günümüzün en önemli mücadele biçimidir. Hayatın her alanında iyiden, güzelden, barıştan, demokrasiden yana olanların dayanışması büyük öneme sahiptir. Film bu yönleriyle günümüze iletiler taşımaktadır. Filmde edebiyatımızın çok değerli şairlerinin şiirlerinin de seslendirilmesi  filme ayrı bir tat katmıştır.

            Ben sinemacı değilim. Sadece bir sinemasever olarak filme yönelik iki gözlemimi aktarmak istiyorum.  Postacının eşek alması ve eşekle dağıtıma çıkması biraz zorlama olmuş gibi geldi bana. Yönetmen yerel özellikleri öne çıkarmak adına mı bunu koydu, bilemedim. Özellikle  bölgenin coğrafyasını bilen bizler için Gökova'nın ağaçlı yolundan Ula'ya postacının eşekle dönmesi çok gerçekçi gelmedi. 

            Bak Postacı Geliyor filmi  1960'ların başında küçük bir Ege kasabasında görev yapan posta memuru Osman'ın, Gülizar'a duyduğu aşk  ve o yılların ülke ve kasaba sosyolojisi  etrafında şekilleniyor. Aksu'nun  kendi ailesinden esinlenerek kaleme aldığı bu öyküde  samimiyet, sahicilik  öne çıkıyor. Filmi izlerken adeta  çocukluğumu yaşadım. Babamın gazetesini paltosunun iç cebinde sakladığı  günleri anımsadım. İlkokul yıllarında gaz lambası ışığında ders çalışırdık. Osman'ın Gülizar'a gaz lambası ışığında mektuplar yazması beni adeta çocukluğuma taşıdı.

            Sinemadan çıkışta  filmi izleyenlerde  mutlu yüz ifadeleri vardı. Teşekkürler Sevgili Yüksel Aksu ve filme can veren sanatçılar. Bir teşekkür de Yüksel Aksu'nun filmlerinde gönüllü olarak rol alan yerel oyunculara. Özellikle  Pisi'den tüpçü Nihat, Nadire teyze ve Muğla merkezden Gülnihal Demir'e. Tüm okurlara iyi yıllar diliyorum.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI