Ben gazeteciliğe 1997 yılında merhum Çetin Erim ağabeyimin ‘Yatağan Gazetesi’nde başladım… O güne kadar her gün okuduğum Aziz Nesin, Mustafa Ekmekçi, Hasan Pulur, Çetin Emeç, Emin Çölaşan, Bekir Coşkun, Uğur Mumcu… gibi gazetecileri her gün okuyor, iktidar yandaşı Nazlı Ilıcak, Ahmet Kabaklı ve Yavuz Donat… gibi yazarlardan da nefret ediyorduk!..
Merhum Bekir Coşkun, tam o tarihlerdeki bir yazısında şöyle diyordu: “Benim ve genç gazeteci arkadaşlarımla bir başarı kazanmıştık, Günaydın Gazetesi yok satıyordu… Tam o sırada ücretlerimize zam istedik, verilmeyince de bazı direnişlere başladık… Biz kendimizi ‘Vazgeçilmez’ sanıyorduk… Birkaç gün sonra bizler gazetenin kapısı önüne konulduk… Ama umudumuzu yitirmemiştik!.. Okuyucularımız bizden vazgeçmeyecek, gazete patronlarına baskı yapıp, bizi geri isteyecekler sanıyorduk!?
Ama gazete patronları, birkaç gün içinde bir kampanya başlattılar, birkaç kupon karşılığında ‘Tencere-Tava’ dağıtımına başladılar, bizim gazeteler yine eski tirajlarına hemen kavuşuverdiler, okuyucularımız bizleri çoktan unutmuşlardı!..”
Veee Bekir Coşkun hemen bir yazı daha yazdı ve köşesinin adının neden “Onuncu Köy” olduğunu açıkladı: “Bizler ‘Doğrucu Davutlar’ olduğumuz için patronlar ve halk tarafından pek sevilmeyiz… Bunun için hep dokuz köyden kovulur, ‘Onuncu Köyde’ yazmak mecburiyetinde bırakılırız!..” diyordu… Ölümünün 6. Yılında sayın Emin Çölaşan da bunları bugünkü yazısında hep anlatmış, ok da iyi yapmış…
Bekir Coşkun örnek alınacak bir insan, bir çevreci ve hayvan dostu bir insandı… Sevgili eşi Andree ile birlikte; Gorbi, Postal, Suşi, Pako… gibi sokak köpeklerini evlât edindiler ve uzun yıllar baktılar!.. Bekir Abi ölünce, Şanlıurfa’daki babasının mezarı yanına gömülmek istedi, vasiyeti yerine getirildi… İşte orada da çok ilginç bir olay meydana geldi: Bir sokak köpeği, O’nun mezarı başına geldi, 10 gün boyunca mezarının üzerinde ve başucunda aç-bilaç yattı, O’nun yanından hiç ayrılmadı!.. İyi de, bu sokak köpeğinin zoru neydi de oraya geldi, eşi Andree ile orada bekledi acaba? Bu sizce de ilginç bir olay değil mi?
Patron Aydın Doğan döneminde Hürriyet Gazetesi’nden ikisi birden kovulmuştu… Emin Çölaşan, Aydın Doğan hakkında zehir-zemberek bir yazı yazmış, Aydın Doğan da onu mahkemeye vermişti… Bunu duyan Bekir Coşkun, hemen Emin Çölaşan’ın yanına gelip; bu mahkemede kendisini şahit göstermesini istemiş, Aydın Doğan’a karşı savunmalarını yapmış, bu davadan Emin Çölaşan ‘Beraat’ etmişti, hatırladınız mı?..
Evet sevgili dostlar; bir türlü gidenler geri gelmiyorlar!.. Onların yerine bizler vaziyeti idare etmeye çalışıyoruz ama, ne kadar başarılı olduğumuzun yegane takdirleri sizlere emanet !.. Bir nebze onların yerini tutabiliyorsak eğer, ne mutlu bizlere… Yarın bir gün, yine bazı minarelerden bir duyuru yükselecek; “İlçemiz köşe yazarlarından gazeteci ‘Sakin KOŞAR’ Hak’kın rahmetine kavuşmuştur!.. Cenazesi filân camiinden, falan namazı sonrası defin için Bozüyük Mahallesi Mezarlığına defnedilecektir!.. Allah rahmet eyleye…” denilip, bizim de sonumuz gelecek…
Hepimiz artık buna hazırlıklı olmalıyız, mutlak son bu işte… Sakin KOŞAR…