OTUZ AĞUSTOS


 

Kocatepe, Kocatepe olalı böyle bir şey görmemişti tarihinde. Bir tarafta Birinci Dünya Savaşı galiplerinin desteklediği, güçlü, işgalci Yunanistan ordusu, diğer tarafta vatanını savunan Mustafa Kemal komutasın da Anadolu Türk Ordusu bulunuyordu. Yıldızlar parlıyor, Ay gizli seyrediyordu, Güneş ise daha doğmamış Şafak attı atacaktı. Komutanlar günlerce, aylarca, çalışmışlar, düşmanı nasıl yenecekleri konusu üzerinde durmuşlardı.

 

Başkomutanlık Meydan muharebesi,

Kocatepe'den başlayacaktı!

Düşman silah ve moral bakımından güçlüydü.

Eğleniyorlar, Ankara nasıl olsa ellerinin içindeydi,

Belki de farkında değillerdi,

Karşılarında Çanakkale kahramanı,

Mustafa kemal vardı!

 

"Çanakkale geçilmez diyen" diyen Mustafa Kemal, Sakarya Meydan Savaşında; "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Bu vatan şehit kanlarıyla sulanmadıkça terkedilemez." Diyordu.

 

Kendini kula kulluğa adamış,

Vatandaş sıfatını kavrayamamış,

Kumpaslar kuran içeride, dışarıda,

Vatanını satan, düşmanlar da vardı.

 

"Başın öne eğilmesin,

Aldırma gönül aldırma"

 

Kağnılar gıcırdıyor, kağnılar,

Karanlık, soğuk, kış demiyorlar,

Çocuklar ve de çocuklar, kadınlar!

Kadınlarımız, sırtında bebe;

Aç, susuz ve cılızdılar.

 

Cepheye ulaşmalıydılar geceleri.

Çeşit çeşit malzemeler.

Saymakla bitmez, neler neler,

Yollarda ölüyorlardı.

Ölümü çiçekle karşılıyorlardı,

Umutları diri/Mustafa Kemal vardı.

 

Kocatepe, Kocatepe olalı,

Yaşanmamıştı, tarihte böyle bir şey!

Yıldızlar gülümsüyor,

Kartallar uçmaktan utanıyorlardı;

Çünkü Mustafa Kemal kanatlanıyordu!

 

Paşalar etrafında dizilmişler,

Mustafa Kemal'e bakıyorlardı.

Uçacaklardı, bayır aşağı,

Eri, erbaşı ve de paşaları;

Bir emir bekliyorlardı.

 

Mustafa Kemal dürbünü gözünden ayırmıyor,

Odaklanmıştı düşman hatlarına.

Çanakkale'de bulunanlar biliyorlardı ki;

Yine ölmeyi emredecekti,

Zaten ölmeye hazırdı askerleri.

 

Kan kokusu var havada kan kokusu,

Hem de öyle böyle değil,

Can kokusuydu bu can,

Ve toprak kanla sulanacaktı!

Umutları Mustafa Kemal'di.

 

"Dört nala gelip uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

Bu memleket bizim.

 

Bilekler kan içinde,

Dişler kenetli

Ayaklar çıplak

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak

Bu cehennem, bu cennet bizim.

 

Kapansın el kapıları

Bir daha açılmasın

Yok edin insanın insana kulluğunu

Bu davet bizim.

 

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür,

Ve bir orman gibi kardeşçesine

Bu hasret bizim." Diyordu Nazım.

 

Top atışı başlamıştı,

Düşman siperleri darmadağın,

Paramparça, kaçışıyorlardı.

Mustafa Kemal'in gözünde dürbün,

Paşalar heyecan içinde,

Baş komutandan hücum emri bekliyorlardı.

 

Mehmetçik heyecanlı,

Sanki düğün vardı;

Bir emir bekliyorlardı.

Ölüme koşacaklardı.

 

Cepheyi seyreden paşalar,

Mustafa Kemal'in emrini bekliyorlardı.

Zaman az, yetişmek vardı düşmana,

Sabırlar tükeniyor, sonuç alınmalıydı.

 

Mareşal Fevzi Çakmak patladı sonunda,

"Kemal asker emir bekliyor" diyordu.

Mustafa Kemal'in gözü cephede, "Dur abi" dedi.

Sabırlar tükeniyordu.

Dakikalar saat, saatler gün, günler ay olmuştu!

Beklenmemeliydi, düşman kaçıyordu.

Fevzi Paşa bir daha; "Gayrı emri ver Kemal" diyordu.

Mustafa Kemal sakin, gözünde dürbün cepheyi seyrediyordu, "Dur abi" dedi.

Herkes heyecanlı, herkes şaşkın, Mustafa Kemali seyrediyorlardı,

Herkes içinden, "Düşmanı kaçırıyoruz" diyorlardı!

Bir on dakika daha geçti, Fevzi Paşa patladı,

Ve "Yeter artık, asker emir bekliyor, emri ver, düşman kaçıyor" diyordu,

Mustafa Kemal "Dur abi" dediği anda, cephe gerisinde düşmanın boşalttığı alanlarda cehennemi patlamalar başladı. Fevzi Paşa ve diğer paşalar, komutanlar donakalmıştı. Mustafa Kemal'in neden hücum emrini geciktirdiği anlaşıldı. Fevzi Paşa Mustafa Kemal'in boynuna sarılmış; "Seni bize Allah mı gönderdi" diyordu!

Emri alan asker, yıldırım hızıyla koşuyor,

Kocatepe'den akıyordu, Afyon Ovasına,

Ve düşenler düşüyor, kalanlar ölüme gidiyordu.

Yoktu dünyada böyle bir asker, yoktu komutan,

Toprak kan emiyor, insan doğuruyordu!

Çiçekler kan kusuyor, kuşlar zılgıt çekiyordu.

Ay kıskanmış, şafak aydınlanıyordu.

Evet Anadolu binlerce yıllık uykudan uyanıyordu!

Dağ yürüdü, dağlar yürüdü,

Yıldırım olmuştu asker, şimşek çakıyordu

"İlk hedefiniz Akdeniz'dir dedi baş komutan,

Tarih yeniden yazılıyordu.  

Saygılarımla.  

 

KEMAL GÜRBÜZ

Şair, Yazar-Devlet Sanatçısı

25.08.2025

YAZARIN DİĞER YAZILARI