KÖY ENSTİTÜSÜ SAĞLIK KOLU ÇIKIŞLI MUĞLALILAR



“...Bir köye girdiğinde duvar diplerinde avlularda köşeye dizilmiş sıtmalıların; yüzü gözü sinek, sümük içinde, başka hasta ve yaralı çocukların durumu, salgınlarda yitirilen bebelerin, doğumda ölen gencecik anaların haberleri insanın içini sızlatıyordu. Kasabada oturan doktorun sağlıkçının köylüye bir yararı olmuyordu. Yollar bozuk, tekerlek yoktu. Sağlık Bakanlığı bu işe Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilköğretime el attığı gibi yüklenmiyordu. Yapsa da Milli Eğitim’in köy öğretmenine kazandıracağı ülküyü yetiştireceği sağlıkçılara aynı anlayışla kazandırması kolay değildi.” İsmail Hakkı TONGUÇ

            Şimdiye değin Muğla yerel gazetelerinde   ve ulusal basında Köy Enstitüleri ve eğitimle ilgili çok sayıda yazı yazmıştım. Köy Enstitüleri köye yarayan meslek erbabını yetiştirmeyi hedefleyen eğitim kurumlarıydı. Enstitüler sadece öğretmen yetiştirmenin yanı sıra  orta çağ koşullarında yaşayan, bulaşıcı hastalıklara, salgınlara karşı  mücadele eden köy sağlık memurları da yetiştirmişti. Bu yazı ile  yaşama veda eden Muğlalı enstitü çıkışlı sağlık memurlarını çalışkanlıklarını, emeklerini selamlamak istedim.  Muğlalı öğrenciler Köy Enstitüleri döneminde Kızılçullu ve Aksu Köy Enstitüsü öğrencileri olmuştu. Datça, Marmaris ve Fethiye’den Aksu Köy Enstitüsüne öğrencilerin bir kısmı gemi aracılığıyla Aksu’ya ulaşırken, Kızılçullu’ya gidecek öğrenciler kamyon kasalarında Aydın’a ve oradan trenle Kızılçullu’ya giderler. “Ortaklar, Aksu, Gönen, Savaştepe”  Köy Enstitüsü öğrencilerinden  sağlık kolu sınavını  kazanan öğrenciler  Kızılçullu Köy Enstitüsünde  eğitim görürler.

            1943 yılında yedi farklı Köy Enstitüsünde Sağlık Bakanlığı ve MEB işbirliği ile 19.7.1943 tarihli Resmi Gazete 4459 Sayılı yasa ile Köy Enstitülerinde “Sağlık Memuru Kolu” ve “Köy Ebesi Kolu” oluşturulur. O yıllarda kız öğrenci sayısı az olduğu için Köy Ebesi Kolu açılamamıştır. Sağlık Memuru koluna Köy Enstitüsünde ilk üç sınıfı başarıyla geçmiş öğrenciler arasından sınavla öğrenci alınır. Köylerde enstitülü öğretmen ve sağlıkçılar omuz omuza “Canlandırılacak Köy” imecesinde olacaktı. Cumhuriyet köylerde “eğitim hakkı” ile birlikte “sağlık hakkını” da önceleyen bir karara imza atmıştı. Okul doktorları “Sağlık Kolu Eğitim Başı” olmuş, kol programının hazırlanıp yürütülmesinden sorumlu ve yetkili kişi olarak, enstitü eğitim başı ile işbirliği içinde olmuşlardır. Köy Enstitüleri sağlık kolu  ilk açıldığı 1943 yılından 1950’de kapatılarak son mezunlarını verdiği 1951 yılına dek yetiştirilen köy sağlık memurları sayısı 1599’dur.

                Memleketim Muğla-Kavaklıdere’de  Kızılçullu Köy Enstitüsü 1945 çıkışlı öğretmen babam Şükrü Kocabaş’ın en yakın dostları enstitülü sağlıkçılardı. Yatağan’da yaşayan Kızılçullu sağlık kolu çıkışlı babamın dönem arkadaşı Mehmet  Gülseven Amca 1961 yılında bizlerin de sünnetçisi olmuştu. Kızılçullu Köy Enstitüsü sağlık kolu çıkışlı   arkadaşları Kadri Gülhan, Ali Mil, Bahattin Uyar’ın Kavaklıdere çevresinde halk sağlığı, hijyen ve koruyucu sağlık hizmetleri adına çabaları çocukluk anılarımda canlı olarak yer alır. 2001 yılında İzmir’de kurduğumuz Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneğindeki (YKKED) yirmi yıllık başkanlığım süresinde Muğla-Kıran köyünden Fehmi Poyrazoğlu ile Aydın şubesi etkinliklerinde hep beraber olduk. Sağlıklarında söyleşi yapamadığım baba dostu  Yeşilyurt’tan İzzet Öziç, Kızı Nuray Kavcar’ın anlatımları ile tanıdığım Yerkesik doğumlu Hüseyin Sağuş, Muğla kökenli köy sağlık memurları olarak usumda yer aldılar.

            Kavaklıdere 1926 doğumlu Kadri Gülhan Kavaklıdere’de köylülerin itirazlarına rağmen yaptığı çalışmaları 2010 yılında yayına hazırladığım “Kızılçullu Köy Enstitülü Yıllar” kitabı için yaptığımız söyleşide: “Yüz yıllık nahiyenin umumi tuvaleti yoktu.  Önce iki bölmeli tuvalet yaptırdık. Yiyecek, içecek satan esnaf için sağlık cüzdanı çıkartılıp üç ayda bir sağlık kontrolünden geçiriyorduk. Köyün içme, kullanma suları pınar ve kuyulardan sağlanıyordu. Pınar ve kuyulara yakın tuvaletleri yıktırmıştım. Tüm evlerde foseptik çukurları açtırdım” ifadeleriyle anlatmıştı. Söyleşi sonunda da “Kızılçullu Köy Enstitüsü bana adam olmayı öğretti” değerlendirmesini yapmıştı.

            1923 Yerkesik doğumlu Hüseyin Saguş’un köy sağlık memuru olarak neler yaptığını Yüksek Öğretmenli emekli öğretmen kızı Nuray Kavcar: “Babam Kızılçullu Sağlık kolundan 1945 yılında mezun olur ve ilk görev yeri olarak Gökova’ya atanır. Sağlık memuru olarak Gökova’da köylere rahat ulaşması için o yıllarda tüm enstitü mezunlarına verildiği gibi  bir at ve ziraat uygulamaları için  zeytinlik verilir. Bu atı iki yıl kullanır. Sonra at geri alınır. Düğerek, Yılanlı, Göktepe bölgesindeki köylere aldığı motosikletle dolaşarak hijyen,  aşı, bulaşıcı hastalıklara karşı mücadele halinde çalıştı. 28 yıl görev yaptı. Son görev yeri Ula oldu. Bu sürede tüm yaptıkları toplum yararına çalışmalardı”  diyerek anlatır. Yine Kızılçullu 1945 çıkışlı Yatağanlı sağlık memuru Mehmet Gülseven: “Kızılçullu sağlık kolunun son dönemlerinde görev almak istediğimiz köyler listesini verdik. İlk tayin yerim Yatağan-Mesken köyüydü. Bu köyden evlendim. Enstitüden ayrılırken bizlere at, inek ve  atandığımız köyden tarla verdiler. Verilen at sağlık memurluğu yaparken çok işimize yaradı. Bize verilen tarlada tütüncülük yaptım. Köylerde enstitü çıkışlı öğretmen arkadaşlarımızla beraber çok önemli işler başardık. Köye su, yol getirme  uğraşılarının başında olduk. Köyde evlere tuvalet yaptırma, temiz içme suyu, salgın hastalıklara karşı aşılama çalışmalarımız temel görevlerimizdi” diyerek anlatmıştı.

            1927 Muğla-Kıran doğumlu Fehmi Poyrazoğlu  önce Aksu Köy Enstitüsü öğrencisi olur. 3. Sınıfı tamamlayınca sağlık kolu sınavına girer ve Kızılçullu Köy Enstitüsü sağlık kolu öğrencisi olur. 20 yılı köylerde olmak üzere 30 yıl sağlık memurluğu yapam Poyrazoglu   sağlık memurları örgütlenmesinde (TÜS-DER)  etkin görevler yapar. Ege Bölgesi Köy Öğretmenler Derneği Muğla şube başkanlığı ve daha sonraki yıllarda TÖS üyesi olur. Kızılçullu’daki sağlık kolunu: “ Kızılçullu’da sağlık kolunun iki şubesi vardı. İzmir’deki hastanelerde çalışan doktorlar bize derse gelirlerdi. Biz de hastanelerde staj yaptık. Son sınıfta bir sağlık kolu öğrencisi mutlaka  abseyi açıp, dikiş atardı. Sağlık kolu öğrencisiyken Menemen köyleri ve civar köylerde staj amaçlı geziler yapardık. O yıllarda köylerde tuvalet alışkanlığı yoktu. Köylerde aşı, çevre temizliği ve hijyen konusunda koşulları görerek yetiştik. Çocuk ölümlerini önlemeye çalıştık. Üfürükçü, falcı hocalara  karşı aklın ve bilimin  temsilcisi olduk. Enstitüyü tamamladığımda kendimi bir halk önderi gibi  hissediyordum” ifadeleriyle anlatmıştı.

            Muğla-Kavaklıdere-Mesevle (Çayboyu) köyü 1933 doğumlu Ali Mil, Ortaklar Köy Enstitüsü 1946 girişli, Kızılçullu Köy Enstitüsü Sağlık Kolu 1950 çıkışlı, baba dostu, çocukluğumuzun doktoru, yaşamı boyunca hep iyiden, güzelden yana bir umutla çalışan bir halk  sağlıkçısıydı. Sağlık memuru olarak, köylere WC kültürü vermek, aşılar ve salgın hastalıklarla mücadelenin  en önemli uğraşıları olduğunu işaret ederek:   “Ayrıca gece-gündüz hastalanan vatandaşlara ulaşmak da önemli bir görevdi. Tüm bu köyleri  at sırtında dolaştım. Köy Enstitülü sağlık memurları olarak diğerlerinden farklı idik. Onlar memur idi. Biz gece gündüz çalıştık. Onlara 120-130 lira maaş verilirken bize 88 lira verilirdi. 1950 yılı okuldan mezun olduktan sonra Kavaklıdere Köyler Grubu’na tayinim çıktı. Bazı köylerde hemen hemen  hiç tuvalet  yoktu. Tuvaleti  olmayan köylerdeki şahıslara tebligat yaptık. Yapmayanları cezalandıracağımızı bildirdik. Bir tanesine ceza yazdık. Adam geldi: “Ben seni ne kadar seviyordum. Demek sen beni hiç sevmiyormuşsun” diye kahırlanmaya başladı. Onun cezasını cebimden ödedim. Böylece dostluğumuz bozulmadı. Başka bir köyde bir hastaya çağırıldık. Çocukta ishal vardı. Dudakları çatlamıştı, su istiyordu. Baş ucunda yastığın üstüne bilgiç teyze oturmuş. Ben “ Hemen çocuğa su verin” dedim. Kadın; “Katiyen olmaz. çocuk ölür” diye engellemek istiyordu. Ben verilmesine ısrar edince verdiler ama ben de korktum. Çocukta 39,5 derece ateş vardı. Şayet çocuk ölürse benden bileceklerdi. Serumla susuzluğunu takviye ettik. Allah’tan ki çocuk iyileşti. Köyde zirai bakımdan çalışmalarımda zeytinlik tesis etmeye başladığım zaman “Oğlum zeytin dededen kalır. Kendi diktiğini kendin yiyemezsin” diyorlardı yaşlılar. Beşinci senede benim zeytinler 500-600 kg yağ verince herkes ne kadar yağım olduğunu soruyordu. Sonra herkes zeytin dikmeye başladı. Bu gün herkesin yiyeceği yağ oluyor. Ayrıca bir de kavaklık tesis ettim. Herkes kavaklık dikmeye başladı. Yol kenarları yemyeşil oldu.” İfadeleriyle yaşam öyküsünden kesitler aktarır.

            Bahattin Uyar, Yatağan-Şeref köyü Mağara mahallesinde 1934 yılında dünyaya gelir ve ilkokul sonrası Ortaklar Köy Enstitüsü öğrencisi olur. Eğitmen Süleyman Uyar’ın oğlu, yazar, şair, aydın Bahattin  Uyar Ortaklar’da ilk üç sınıfı arkadaşı Ali Mil ile beraber başarıyla tamamlar ve Kızılçullu sağlık kolu sınavlarını kazanır. 1950 yılında Bahattin Uyar sağlık memuru olarak Mesevle (Çayboyu) köyüne ve arkadaşı Ali Mil de Kavaklıdere bölgesine atanırlar. 1950-1960 arası Kavaklıdere’deki enstitülü öğretmenler ve sağlıkçılar arasında büyük bir dayanışma ve dostluk başlar. Demokrat Parti despotizmine karşı aydınlanmanın, Cumhuriyetin temsilcisi olarak onurla görev yaparlar. Bahattin Uyar Öğretmenim  ile ilk tanışıklığım çocukluk  dönemlerine karşılık gelir. Bahattin Uyar sağlık memurluğu dönemini bir söyleşide:  “Birbirine  çok yakın olan 10 köyde  arkadaşım Ali Mil ile  el ele kol kola çalıştık. Köylerdeki bulaşıcı hastalıkları yetkililere bildirdik. Bulaşıcı hastalıklarla gerekli mücadeleyi devletin olanakları  ölçüsünde yerine getirmeye çalıştık. Tifo, tifüs, kolera, veba aşılarını bir seferberlik halinde  yaptık. O sıralarda ülkenin her yerinde  birçok kişide var olan “bit”  mücadelesine de önem verdik. İlk kez  DDT ile bit mücadelesine katıldık. Özellikle okul çocuklarının bitten kurtulması konusunda yoğun   mücadele verdik. Bir çoğunda hela bulunmayan  köylere ve evlere  hela yaptırdık, okulları sağlık açısından denetledik. Ölüm-doğum istatistiklerini devamlı olarak hükümet yetkililerine gönderdik.” şeklinde aktarır.  Sağlık Memuru Bahattin Uyar, öğretmen olmak arzusundadır. 1954 yılında fark derslerini vererek öğretmen olur ve Yatağan-Kozağaç köyünde  göreve başlar.  Daha sonraki yıllarda Necatibey Eğitim Fakültesini okuyarak edebiyat öğretmeni olarak çalışır ve demokratik öğretmen hareketinin içinde yer alır.

            Yazının girişinde Köy Enstitülerinin kuramcısı ve uygulayıcı İsmail Hakkı Tonguç’un Anadolu gözlemleri ve enstitülerde kurulan sağlık kolu mezunu halk sağlıkcılarının tanıklıkları bu projenin başarısını, işlevselliğini göstermektedir. Köy Enstitüleri hem köylerde eğitim, hem de yetiştirdikleri köy sağlık memurlarıyla kırsal alanda sağlık hizmeti vererek toplumsal görevlerini başarıyla  yerine getirmişlerdir.  Enstitülü öğretmenlerle birlikte köylerde halk sağlığı adına emek vermiş yazıda adı geçen ve geçmeyen tüm sağlıkçıların anılarına, emeklerine  sevgi ve saygıyla…

 

Kaynakça:

  1. Kocabaş, K. (2011). Kızılçullu Köy Enstitülü Yıllar, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Yayınları, İzmir
  2. Güvercin CH, Aksu M, Arda B. (2004). Köy Enstitüleri ve Sağlık, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası, Cilt 57, Sayı 2. Ankara


YAZARIN DİĞER YAZILARI