CENNETİ CEHENNEME ÇEVİREN KIVILCIM
Yaz mevsimi geldiğinde hepimizin içini aynı endişe kaplıyor. Acaba bu yıl kaç ormanımız yanacak, kaç canlının yuvası kül olacak? Televizyon ekranlarında yükselen alevleri izlemek artık sıradan bir haber gibi görünse de, gerçekte yanan sadece ağaçlar değil; geleceğimiz, nefesimiz ve ortak mirasımızdır.
Yaz aylarında artan sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgâr yangın riskini büyütüyor. Ancak doğa koşulları kadar insan ihmali de yangınların en önemli nedenlerinden biri olmaya devam ediyor.
Bir kıvılcım... Belki söndürülmeden bırakılan bir mangal, belki araçtan atılan bir sigara izmariti, belki de "Bir şey olmaz." denilerek geçiştirilen küçük bir ihmal. İşte o küçücük kıvılcım, birkaç saat içinde binlerce dönüm ormanı yok etmeye yetiyor. Ardında ise siyaha bürünmüş dağlar, yuvasını kaybetmiş hayvanlar ve yüreği yanan insanlar kalıyor.
Yangın başladığında herkes seferber oluyor. Orman işçileri, itfaiye ekipleri, gönüllüler ve vatandaşlar büyük bir özveriyle mücadele ediyor. Cennet ile Cehennemi bir arada yaşayan Orman İşçileri elbette bu fedakârlık takdire değerdir. Ancak asıl başarı, yangını söndürmek değil, hiç çıkmamasını sağlamaktır.
Bunun yolu da bilinçten geçiyor. Ormanlık alanlarda ateş yakmamak, cam ve yanıcı atıkları doğada bırakmamak, en küçük bir dumanı bile vakit kaybetmeden yetkililere bildirmek hepimizin sorumluluğudur. Doğa, ihmali affetmez.
Yaşadığımız kentin çevresindeki ormanlar sadece yeşil alan değildir. Onlar çocuklarımızın temiz havası, çiftçimizin bereketi, kuşların yuvası ve yarınlara bırakacağımız en değerli mirastır. Bir ağacın büyümesi yıllar alırken, onu yok etmek birkaç dakikaya sığabiliyor.
Kızılçam Türkiye'de en hızlı gelişen ağaç türlerinden biridir. Tohumdan çıktıktan sonra ilk 10 yılda yıl da yaklaşık 15-30 cm uzar. 10-12 yaşından itibaren insan boyuna ulaşır, 15 yaşına geldiğinde ise kozalak vererek tohum oluşturmaya başlar. Kereste için kesim olgunluğuna ise 25-30 yaşlarında erişir.
Bu nedenle bugün bir kez daha hatırlatmak gerekiyor: Ormanları korumak sadece devletin ya da görevli ekiplerin işi değildir. Bu topraklarda yaşayan herkesin ortak görevidir. Çünkü doğa hepimizin evidir.
Cenneti cehenneme çeviren kıvılcım, çoğu zaman küçücük bir ihmalden doğar. Aynı cenneti koruyacak olan ise duyarlılık, sorumluluk ve ortak vicdandır. Bu yaz mevsiminde gelin, geriye duman değil, yeşil bir gelecek bırakalım.
Hayat, çoğu zaman büyük felaketlerle değil, küçük ihmallerle yön değiştirir. Bir söz, bir bakış, bir öfke anı ya da görmezden gelinen bir sorun... Başlangıçta önemsiz görünen bu kıvılcımlar, zamanla büyüyerek huzurun yerini pişmanlığa bırakabilir.
Cenneti cehenneme çevirmek bazen bir anlık öfkeye bakar. Cenneti korumak ise sabır, saygı, adalet ve sevgiyle mümkün olur. Seçim, her gün yeniden bizim elimizdedir.
Bir ormanı yok etmek için dev bir felakete gerek yoktur. Çoğu zaman söndürülmeden atılan bir sigara izmariti, kontrolsüz yakılan bir ateş ya da ihmal edilen tek bir kıvılcım yeter. Dakikalar içinde yükselen alevler, yılların emeğini, yüzlerce canlının yaşam alanını ve doğanın binbir emekle kurduğu dengeyi küle çevirebilir.
Yanan yalnızca ağaçlar değildir. Kuşların yuvaları, yaban hayvanlarının yaşam alanları, toprağın bereketi ve geleceğe bırakılması gereken doğal miras da alevlerin arasında kaybolur. Birkaç saat içinde yok olan ormanların yeniden aynı zenginliğe ulaşması onlarca yıl, bazen de yüzyıllar alır.
Yangınla mücadele yalnızca ekiplerin görevi değildir. Asıl mücadele, yangın çıkmadan önce başlar. Her bireyin doğaya karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmesi, en etkili yangın söndürme yöntemidir. Çünkü önlenen her yangın, kurtarılan binlerce ağaç, sayısız canlı ve temiz bir gelecek demektir.
Doğa bize nefes, su ve yaşam sunuyor. Ona verebileceğimiz en büyük karşılık ise onu korumaktır. Unutmayalım; cenneti cehenneme çeviren kıvılcım bazen bir anlık ihmalin eseridir. Aynı şekilde, cenneti koruyan da bilinç, sorumluluk ve ortak duyarlılıktır.
GÜNÜN SÖZÜ BİR KIVILCIM İHMALLE BÜYÜR, BİR DAMLA DUYARLILIKLA SÖNER.
Ceylin ŞENER