BOZÜYÜK TARİHİ SU DEĞİRMENİ VE HAN YANI !?


Değerli okuyucularım; Muğla’daki Bozüyüklü kardeşim İbrahim Ertin’den yeni aldığım bir habere göre; Stratonikeia ve Lagina tarihi kentlerimizde yıllardır çok başarılı ‘Kazı Başkanlığı’ yapan sevgili dostum Prof. Dr. Bilâl Söğüt hocamız, kendilerine görev verildiği takdirde, Bozüyük Tarihi Değirmeni ve Kanunî Sultan Süleyman zamanından kalma Camii, Han, Hamam ve Köprü alanında kazı ve araştırmalar yapabileceklerini söylemiş… Ben bu geciken habere çok sevindim, zaten başkaları da bu iş için pek uygun görülmeyebilirdi?

Efendim; vakit geçirmeden, hemen şimdi Bozüyük’teki Dernek Başkanlarına, Köy Muhtarına bir görev düşüyor: Yatağan ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlarımıza konuyu anlatıp; Yatağan Kaymakamlığımıza, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitemize ve Muğla Valiliğimize resmî müracaatlarını yaparak, bu işin gerçekleşmesine öncülük etmelidirler… Bizler de Basın olarak, kendilerine her türlü katkıyı yapacağız, yeter ki bu hayırlı işe bir an önce başlasınlar!..

Kanuni Sultan Süleyman'ın 'Rodos Seferi' için Marmaris'e geçerken konakladığı Bozüyük’te; Kanuni Sultan Süleyman'ın bir köprü, bir han ve hamam, bir de camii yaptırması; Bozüyük halkı arasındaki yaygın 'sıtma hastalığı' yüzünden Güneydeki dağın eteklerine taşınması gerektiğini söylemesi ile Osmanlı Tarihi'nde yerini aldı... 17. Yüzyılda Evliya Çelebi'nin yazdığı 'Seyahatname' kitabıyla da bu bilgiler tescillenmiş oldu...

Olay şuydu: Rodos Adası Sen Jan Şövalyeleri elinde idi... Anadolu kıyılarına çok yakın olan bu ada, bir korsan yatağı idi... Bunlar Osmanlının Akdeniz ticaretine engel oluyor ve Hacdan dönenlere saldırıyor, soyuyorlardı... Fatih Sultan Mehmet zamanında alınamayan bu ada, Suriye ve Mısır'ın ele geçirilmesinden sonra alınması zaruri hale geldi... Kanuni, İkinci Veziri Çoban Mustafa Paşa'yı büyük bir donanma ile denizden oraya gönderdi, kendisi de 1522'de karadan Marmaris'e 10 Bin askerle yürüdü, olayın tarihi akışı böyleydi...

Bozüyük, Osmanlı döneminde uzun yıllar 'Nahiye' olup, 1900 yıllarının başlarındaki salgın hastalıklardan ve yetişkin erkeklerin sürekli savaşa götürülmesinden ötürü, Nahiye nüfusu 540'lara kadar düşünce 'Köy' statüsünde kalmış, Cumhuriyet dönemine böyle girmiştir!.. Ancak, 'Kurtuluş Savaşı' yıllarında Bozüyük; 'Galip Hoca' lâkaplı Celal Bayar ile beraber, ateşli nutuklarıyla Ege kıyılarını örgütleyen Muğla Kuvay-ı Milliyecilerinden "Bozüyüklü Hacı Süleyman Efendi" ile yine tarih gündemine gelmiştir!.. O yıllarda Ege’de dağların tek hakimi olan 'Yörük Ali Efe' ile çok samimi dostluk kurarak, onu ve yüzlerce kızanını Milli Mücadeleye kazandırmış, okul arkadaşı Mustafa Kemal Paşa'nın da çok büyük takdirine nail olmuştu!..

O tarihlerde ‘Milâs-Muğla’ arasında deve kervanlarıyla yapılan ‘Ticaret Yolu’ tam buradan geçmekte, kervanlar burada dinlenmekteydiler!.. Zaten Kanunî camii-hanı-hamamı da, tarihi su değirmeninin 150 metre kadar uzağına, Doğu tarafına yapılmıştı… Bozüyük Su Değirmeni, Pınarbaşı’ndan gelen bol suyla döndürülür, ‘Üç Obanlı’ olup, civarda bir başka örneği daha yoktu; değirmen taşlarının birinde Mısır, iki tanesinde Buğday öğütülürdü… Değirmenin Batı tarafında bir Fırın, bir Şaraphane, bir de misafirlerin ağırlandığı Han vardı, bu mekânları eski Rumlar işletirlerdi… Bu mekânların bütün çevresinde ve Doğu’daki “Kiremit Ocağına” kadar olan ve adına “Yarbaşı” denilen ‘3 Bin Dönümlük’ alanda köylülerin evleri, damları, bahçeleri yer alırdı!.. Arazilerindeki insan boyu kesikler sayesinde, yeraltı suları Akçay’a akıtılır, çevrede köylülerin yüzlerce ‘Üzüm Bağları-Zeytinlikeri’ bulunurdu…

Böyle bir tarihi yerleşim tabii ki araştırılmalı, bugünlere nasıl gelindi, o üzüm bağlarına, yerleşim yerlerine ve o bol sulara ne oldu, kesin sebepleri tespit edilmelidir; herkese şimdiden kolay gelsin!..                        Sakin KOŞAR…

YAZARIN DİĞER YAZILARI