İSTEMEK VE BEKLEMEK
Bir şeyin olmasını, olmamasını, birinin gelmesini, istersin hem de çok istersin. İsteğin her zaman iki yüzü vardır gerçekleşir veya gerçekleşmez. Kimden istediğin sorusu girince araya, hemen arkasından beklenti diye bir kelime takip eder. İsteğin birisi tarafından gerçekleştirilmesi, beklemenin stresi ve heyecanı tam bir ömür törpüsü. Açık açık sen şunu yap denmemişse, o zaten emir vermeye giriyor.
Eğer birinden bir şey beklemezsen hayal kırıklığına uğramazsın. Biraz karmaşık bir durum beklenti bir karşılığın oluşması demek, beklenti yoksa karşılık da yok. İstemek te buna benzer gibi görünse de içinde farklılıklar barındırır.
Beklediğin şey, çoğu zaman istediğindir aslında, istemediğini beklemezsin.
İstediğin şeyin beklentisine girince heyecan artar, belki gereğinden fazla anlam kazanır o beklenen şey. Gerçekleşirse ne ala konu bitmiştir.
Gerçekleşmeyeceğini bile bile beklemeyi yıllarla birlikte peşinden sürüklemenin ne anlamı olabilir ki. Beklentiyi kaldırınca iş kendiliğinden çözümleniyor. İsteğin doğrultusunda gerçekleşen bir beklenmeyen günün sürprizi olabilir. Sürprizler, yanında cevapsız nedenler niçinlerle geliyorsa, gelmesen de olurdu sepetine gidebilir. Bu işin en kestirme yolu ne istiyorsan beklenme makamı kendin olacaksın.
Uzak şehirdesin, sevdiklerinden ayrı bir bayram sabahı büyük küçük herkesi arayacaksın, arar mı aramaz mı? sorularını bertaraf edip.
Doğum günün mü? Sabah erkenden ineceksin sahile, çıplak ayaklarından geçen dalgalara merhabayla başlayacaksın, bulutlara bakıp hayal kuracaksın, belki bulut burnunun ucuna attığı damlayla oyuna katılacak. Artan damlalarla birlikte denize dalacaksın, tuzlu sular saçlarından süzülürken yanından geçen kocaman balığa gülümseyeceksin.
Dönüş yolunda tuzun parlattığı gözlerin, kaldırımın ortasında kafasını kaldırıp, ikinci kat balkonundan kendisine atılacak kahvaltıyı bekleyen beyaz bir yavru kediye takılacak, bir güvercin dal değiştirirken tepene düşenin şans olduğunu düşünmek gelecek içinden, gülümseyeceksin.
Komşunun bahçesinden sarkan sonbahar yapraklı sarmaşık dalını güneşe tutacaksın ki onun içinden ışık olup geçebil. Sonra kokunun peşine takılıp fırına gideceksin mis gibi simitleri alıp koklaya koklaya eve geleceksin, kahvaltın, simidin, çayın ve su bardağına koyduğun sonbahar sarmaşığı. Bir ara eğilecek o güzelim dal çay bardağına, renk testi yapmak için. Ama çay hiç aldırmayacak renginin her mevsim güzel olduğunun farkındalığıyla.
Ne büyük keyif. Bu arada gelen sözlü ve yazılı bir ileti de günün bonusu olsun.
Fatma Ayhan 23 Mart 2026