TANRININ İYİ GÜNÜ


Adalar Tanrısının o gün keyfi yerindeydi, sağ yanından mı kalkmıştı ne? "İyi bir şey yapayım o zaman" dedi ve uzun beyaz sakalını karıştırarak, heybetli adımlarla tepenin başına geldi, aşağıda karıncalar gibi oraya buraya koşuşan halkına baktı.

"Armağan vereyim birkaç kişiye" dedi, kocaman parmağını uzattı birini seçmek için.

Ayağına büyük gelen sandaletleri yürürken lap lap ses çıkaran, iki elinde çengele takılı büyükçe iki balığı taşımakta zorlanan bir adam, tam da o yöne çevirmişti başını, balık isteyen birisi var mı diye. Göz göze geldiler "sen" dedi Tanrı "sen gel çabuk".

Korku ve heyecanla çıktı adam Tanrının karşısına. Tepeden aşağıya süzdü adamı ve "adın ne senin" diye gürledi Tanrı, "Balıkçı" dedi adam "adını sordum" dedi yeni bir gürleyiş, "bilmem dedi adam, herkes bana balıkçı der". Bu gün iyi günüydü sinirlenmeyecekti Tanrı, "önce elindekileri bırak ve anlat bakalım ne yaparsın" dedi. "Ben şu karşıda görünen adanın kıyıcığındaki barakada yaşarım, her gün tuttuğum iki balığı getirir satarım" dedi, "neden iki tane" dedi Tanrı, "fazlasına izin vermiyorlar" dedi balıkçı.

"Bu balıkları ben aldım, sana da, senin söylediğin adanın yanındaki büyük adayı bağışlıyorum istediğin kadar balık tutarsın" dedi Tanrı. Balıkçının teşekkürünü dinlemeden kafasını çevirdi, armağan verecek başka birini seçmek üzere.

Adam koşarak çıktı, şaşkınlıkla onu izleyenlere dili dolaşa dolaşa ne olduğunu anlatıyor bir yandan da koşuyordu.

Nihayet adaya ulaşır. Girişte etrafı desteklerle tutturulmuş bir kapı ve üzerinde kocaman el şeklinde tokmağı vardır, bunun dışında her yer açıktır. Onu düşünecek halde değildir, hızlı hızlı çaldığı kapıyı, içerden bir kadın sesi "geliyorum patlama" diyerek açar. Örüklerle donattığı başına çiçeklerden bir taç takmış delici bakışlı, yaşlıca bir kadındır karşısında duran. "Sen de kimsin" der Balıkçı, "benim adamda ne yapıyorsun"?

" Ben bahçelerin çiçeklerin tanrıçası Nergis yıllardır burada yaşarım" der kadın. Ama der balıkçı, "Tanrı bana armağan etti bu adayı artık benim". Kadın gözlerinde deli bir bakışla, "kırk yıl önce de bana armağan etmişti, buraların tanrıçasısın diyerek" der ve kapıyı kapatır.

Adam "ikimize de yeter aslında" der. Kadın "sana iki sorum var bilirsen açarım kapıyı" der. "Bahçeli çiçekli bir kadınla, balıkçı bir adam, kadının bahçesi, çiçekleri, adamın balıkları birbirine karışmadan, bu adada beraberce hayatlarına devam edebilirler mi?

" Birinci soru, bu cümleyi hiç ara vermeden okuyabilir misin"?

" İkinci soru bu iş nasıl olur anlatacaksın aklım yatarsa olur" der.

Adam düşünür, kadın  bekler, bahçe dinler, ada "ne günah işledim ki birinci yetiyorken ikincisi hayatıma dahil oldu" der ve Tanrı kıs kıs güler..,

Fatma Ayhan 22 Nisan 2023 Marmaris

YAZARIN DİĞER YAZILARI